Bölümümüzde Görev Yapmış Hocalar

ABDURRAHMAN ŞEREF

(1853-1925)

 İstanbul'da doğan Abdurrahman Şeref 1873'de Mekteb-i Sultani'den mezun oldu. İlk önceleri tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptı. Daha sonra Mektebi Mülkiye'de ve Galatasaray Lisesinde müdürlük yaptı. 2 defa Maarif Nazırlığı görevinde bulundu. 1909 tarihinde vakanüvistlik görevine getirildi. Osmanlı Devletinin resmi tarihçilği olan vakanüvislik görevini 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılışına kadar sürdürdü. Abdurrahman Şeref bu görevi sırasında bir ara 1918'de Evkaf Nazırlığı da yaptı. Darülfünun Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde tarih dersleri verdi.

Abdurrahman Şeref, resmi görevlerinin yanında telif faaliyetlerinde de bulunmus çoğu ders kitabı mahiyetinde birçok eser kaleme almıştır. Hilal-i Ahmer cemiyetinin ve 27 Kasım 1907 de kurulan Tarih-i Osmani Encümeninin başkanlığını yapmış ve bu kurulun yayın organı olan  Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuasında çeşitli makaleler yayımlamıştır. Bu gazetelerde neşredilen yazılarını ‘Tarih Muhasebeleri’ adı altında toplamıştır. Kurtuluş Savaşından sonra 1923 tarihinde 2. dönem meclisine İstanbul milletvekili olarak girdi. En yaşlı üye olduğu için 2. dönem meclisini başkan olarak açtı. 1925 tarihinde ölen Abdurrahman Şeref'in cenazesi Edirnekapı dışındaki aile mezarlığına defnedildi.

Başlıca Eserleri:                      

  • Tarih Musâhabeleri
  • El-ahvalü’ş-şahsiyyefi’l fıkhi’lislami
  • Fezleke-i Tarih-i Devlet-i Osmaniyye,
  • Fezleke-i Tarih-i Düvel-i İslâmiyye,
  • Tarih-i Devlet-i Osmaniyye,
  • Tarih-i Asr-ı Hâzır;
  • Harb-i Hâzırın Menşei.
  • Es-Siyasetü’ş-şer’iyye
  • Sultan Abdülhamid-i Sani’ye Dair,
  • Tarih Muhasebeleri
  • Umumi Coğrafya-yı Umrani
  • İlm-i Ahlak ve İstatistik.

 

AHMET AĞAOĞLU (AGAYEV)

(1869-1939)

            Öğretim üyesi, fikir adamı, siyasetçi, bilim adamı ve yazar olan Ahmet Ağaoğlu 1869 yılında Karabağ’ın Suşa kasabasında doğmuştur. Gençlik yıllarında Farsça, Arapça dersleri almış, Rusçası yeterli düzeye gelince 1887 yılında Tiflis’e gitmiştir. Burada Batı Medeniyeti ve İslam Medeniyetini ilk kez karşılaştıracaktır. 1888’de Paris’teki eğitim hayatı başlamıştır. Sorbonne Üniversitesi’nde tarih ve filoloji bölümüne devam etmiş, makale yazımına daha öğrencilik yıllarındayken başlamıştır. Burada 6 yıl sürdürdüğü tahsilinden sonra Azerbeycan’a dönmüş ve fikri mücadele hayatına adım atmıştır. İrşad gazetesinde Hüseyinzade Ali ile çalışmıştır. İlk Rusça eseri “İslamlıkta Kadın”dır. Difai adlı siyasi dernek kurarak Türk halkının hukukunu savunmaya çalışmıştır. İkinci Meşrutiyet Devrimi ile Türkiye’ye gelmiş, İstanbul’a yerleşmiş ve Paris’teki tahsili sırasında tanıştığı Ahmet Rıza Bey ve Doktor Nazım Bey ile burada temasa geçerek, Kafkasya’da başladığı milliyetçilik mücadelesini İttihat ve Terakki içinde aldığı vazifelerle devam ettirmiştir. Maarif Nezareti’nde müfettişlik ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde müdürlük yapmıştır. Üniversitede ve Yüksek Din Mektebi’nde profesörlük yapmış, daha sonra Tercümani Hakikat’ın başyazarı olmuştur.

            1909 yılında Darülfünun’da Rusça muallimliğine ve İstanbul Üniversitesi’nde Türk Medeniyet Tarihi profesörlüğüne getirilmiştir. 1912’de Karahisar mebusluğuna seçilmiştir. Resmen kurulan Azerbeycan Hükümeti’ni tanıtmak için Paris Barış Konferansı’na gönderilmiştir. Mayıs 1919’da İngilizler tarafından tehlikeli kişi listesinde yer alarak Malta’ya sürgün edilmiştir. Yirmi ay süren sürgün hayatından sonra Milli Harekâta katılmak için Ankara’ya gelmiş, burada Basın Yayın Genel Müdürü olmuştur. 1929 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nde profesör olarak çalışırken, Kars Mebusu ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı olarak başarısını sürdürmüştür. Ağaoğlu Cumhuriyet Dönemi çalışmalarında kişinin hak ve hürriyetini savunmuştur. 1930 yılında Fethi Okyar ile Serbest Fırka’nın kurucuları arasına girmiştir. Fırkanın kapatılmasıyla siyasetten ayrılıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki derslerine devam etmiştir. 1933 yılında Akın gazatesinde siyasi yazılar yazmış, gazete kapatılınca profesörlükten açığa alınmıştır. Son nefesine kadar hür insan mücadelesine devam etmiş, 19 Mayıs 1939’da vefat etmiştir.

Başlıca Eserleri:

 

  • İslamiyyet ve Ahunt,1900
  • İslamiyete Göre ve İslamiyette Kadın, Rusça’dan çev. Hasan Ali Ediz, Nebioğlu Yay. İstanbul
  • Üç Medeniyet, İstanbul Türk Ocakları Merkez Heyeti Matbaası,1928
  • İngiltere ve Hindistan, İstanbul Cumhuriyet Matbaası,1929
  • Serbest İnsanlar Ülkesinde, İstanbul Sanayi-i Nefise Matbaası
  • Etika, Kropotkin’den tercüme,1931
  • Devlet ve Fert, İstanbul Sanayi-i Nefise Matbaası,1933
  • Etrüsk Medeniyeti ve Bunların Roma Üzerindeki Tesirleri, Ankara Başvekâlet Matbaası
  • İran İnkılâbı, İstanbul Akşam Matbaası
  • Ben Neyim ?-Tanrıdağında, İstanbul Akşam Matbaası,1939
  • Serbest Fırka Hatıraları, İstanbul Nebioğlu Yayınevi
  • İhtilal mı, İnkılab mı? Ankara Alaettin Kral Basımevi,1942
  • Yakutlar, Seretkovski’den tercüme

ORD. PROF. A. HÂMİD ONGUNSU

(1915-1967)

            Ahmed Hâmid Ongunsu, 1915 yılında Girit’in Hanya şehrinde doğdu. Babası tüccardan Vantur-zâde Mustafa Behcet Bey, annesi Hüsna Hanım’dır. İlköğrenimini Hanya Câmii okulunda ve Mekteb-i Kebîr-i İhsânî’de yaptı. İstanbul’a geldikten sonra, Nümûne-i Terakkî, Kabataş ve Mercan idâdîlerinde ortaöğrenimini tamamladı. Ardından Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne’ye gitti ve 11 Temmuz 1910’da Mülkiye’den mezun oldu. İlk defa 24 Ekim 1910’da, Selânik Sultânîsi Târih muallimliğine tayin edildi. Mart 1913’ten itibâren İstanbul Sultânîsi’nde Târih–Coğrafya ve Malûmât-ı Medeniyye (Medeni Bilgiler) derslerini; Bakırköy Nümûne mektebinde Târih muallimliği; Kandilli Sarayı İnas Sultânîsi’nde Coğrafya hocalığı yaptı. 3 Eylül 1918’de, Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne’ye Müdür yardımcısı tayin edildi. Aynı zamanda bu okulda birinci ve ikinci sınıfların coğrafya derslerini okuttu. 29 Ekim 1927’de Mekteb-i Mülkiye Müdürlüğüne getirildi ve bu görevi iki sene devam etti.

            Ahmed Hâmid Ongunsu, 22 Ocak 1925 tarihinden itibâren, 30 Mart 1933 senesine kadar, İstanbul Dârülfünûnu, Edebiyat Fakültesi’nde, serbest muallim olarak Orta Zamanlar ve Yeni Zamanlar Tarihi derslerini verdi. 1 Nisan 1933’te, Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü’ne yükseltildi ve bu vazifede 4 Ekim 1934 yılına kadar kaldıktan sonra, Galatasaray Lisesi Tarih hocalığına naklolundu.

            Nisan 1939’da, Edebiyat Fakültesi’ne, Ordinaryüs Profesörü ve Dekan olarak tayin edildi. 1940 yılında Yeni ve Son Zamanlar kürsüsü başkanı, 1949 yılında ise Tarih Zümresi Başkanı olmuştur Hâmid Ongunsu’nun Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Üniversiteler Kânûnu gereğince normal sürenin bitmesiyle 18 Haziran 1948’de son buldu.

            1952 yılında Son Çağ Tarihi Kürsüsünün müstakil hale gelmesinde önemli paya sahiptir. 31 Temmuz 1952 yılında Son Çağ Tarihi Kürsüsü Hamid Ongunsu başkanlığında kurulmuştur. Son Çağ Tarihi Kürsüsünün başkanı sıfatıyla, bu kürsüde tarih hocalığına devam eden Ongunsu,   13 Temmuz 1955’te 70 yaşında emekli olmasıyla üniversitedeki görevi son buldu.. Ağustos 1967 tarihinde vefat etmiştir.

            Prof. Hamid Ongunsu, 45 seneyi aşan meslek hayatı içinde kendi çalışma sahasıyla alâkalı, birçok eser ve makaleler kaleme almıştır.

 

 

Başlıca Eserleri:

 

  • Kurûn-ı Cedîde ve Napolyon’un Sukûtuna Kadar Asr-ı Hâzır Mebâdisi, İstanbul 1924.
  • Kurûn-ı Cedîde ve Asr-ı Hâzırda Türkiye Tarihi, İstanbul 1926 (M. Muhsin Eker ile).
  • Avrupa Diplomasisi Tarihi: 1815’ten İtibaren, İstanbul 1927.
  • Türkiye Tarihi, İstanbul 1930 (M. Muhsin Eker ile).
  • “Abdülaziz”, İslam Ansiklopedisi (İ.A),I,  İstanbul 1941, s.57-60.
  • “II. Abdülhamid”, İ.A, I, İstanbul 1941,s.76-80.
  • “Abdülmecid”, İ.A, I, İstanbul 1941, s. 92-94.
  • “Âli Paşa”, İ.A, I, İstanbul 1941, s. 335-340.

AHMET MİTHAT EFENDİ

(1844-1912)

            Ahmet Mithat Efendi 1844 yılında İstanbul’da doğdu. On altı yaşında okuma yazma öğrenen Ahmet Mithat Efendi, yirmi yaşına geldiğinde rüştiyeyi bitirmekle kalmamış, birkaç yıl içinde Fransızcayla birlikte Arapça ve Farsçayı da öğrenmişti.

 

            Ahmet Mithat Efendi gençliğinde iki aydınlık adama rastladı ki bunlardan ilki o dönemin Niş Valisi Mithat Paşa’dır. İsminin sonuna “Mithat” isminin eklenmesi Mithat Paşa’nın taltifidir. Diğeri ise sonradan “müze müdürü” diye meşhur olan Hamdi Bey’dir. Mithat Paşa, kendisini Tuna Gazetesi yazı işlerine getirmiş, Hamdi Bey de Fransızcasını değerlendirmesini sağlayarak Ahmet Mithat’ın yüzünü batı kültürüne çeviren kişi olmuştur.Yazmakta eriştiği şöhret yüzünden, Cenap Şehabettin onu “kırk beygir kuvvetinde bir yazı makinesi”ne benzetiyor. Ahmed Mithat matematik, hayat bilgisi derslerinden hikâye ve romana, tarihten felsefeye, tiyatro piyesinden din savunmasına, musiki tartışmalarından edebiyat kavgalarına geçen bir anlatışla kendi üslubunu yakalamıştır. Ahmet Mithat; Darülfünun, Medresetülvâizin ve Darülmuallimat’ta genel tarih, dinler tarihi, felsefe tarihi, eğitim tarihi gibi dersler okuttu. Ahmet Mithat 1912 yılında Darüşşafaka’da vefat etmiştir.

AHMED REFİK BEY

(1880-1937)

            Ahmed Refik 1880’de Beşiktaş’ta Valideçeşmesi’nde doğdu. Babası Abdülaziz’in vekilharcı Ürgüplü Mehmed Ağa idi. Memleketlerinde Gürlükcüoğulları diye anılırlardı. İlk tahsilini Beşiktaş’ta Vişnezade Mektebi’nde yaptı. Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi’ni bitirip Kuleli Askeri İdadisi’ne girdi ve burayı 1898’de birincilikle bitirdi. Ahmed Refik önce Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi’ne coğrafya muallimi tayin edildi. Ardından Fransızca muallimliği, birinci mülazımlık, yüzbaşılık derken 1908’de meşrutiyetin ilanıyla beraber Harbiye’nin tarih muallimi oldu. Tarihi Osmanî Encümeni’ne daimi aza ve 1912’de Balkan Harbi’nde askeri sansür müfettişi tayin edildi. Savaşın ardından emekli oldu. Bir yıl sonra tekrar silâhaltına çağırılmış olsa da bu tarihten itibaren kendisinin bir Türk tarihçisi olarak en velût dönemi başladı. Hoca’nın bu görevi esnasında yazdığı yazıların birinde Kavalalı Mehmed Ali’nin ihanetinden söz etmesi hayli tepki uyandırmış ve o vakit sadrazam bulunan Said Halim Paşa’nın emriyle Ulukışla’ya “Arpa-saman” memurluğuna gönderilmiştir. Cihan harbinin son yıllarında Şarki Anadolu Rus istilasından kurtulduğu zaman, Ermeni mezalimini göstermek üzere yabancı gazetecilerden oluşan bir heyetle Şarki Anadolu’ya gitmiştir Harp sonunda tekrar emekliye ayrılan Ahmed Refik, 1917’de “İstanbul Darülfünu’nun Osmanlı Tarihi muallimliğine” tayin edildi. Sonrasında ayni Darülfünun Türkiye Tarihi müderrisi oldu. Darülfünun’daki kürsüsünü yirmi yıl boyunca Darülfünun’un ilgasına kadar muhafaza etti. Üniversite teşkilatında açıkta kaldı geçim sıkıntısı çekti. Bir süre sonra 1937 yılında Haydarpaşa Hastanesi’nde vefat etti.

 

 

 

Başlıca Eserleri:

 

  • Sokullu Mehmed Paşa
  • Kanije Gezileri
  • Türkler’in İstanbul Muhasaraları;
  • Mimar Sinan
  • Büyük İskender
  • Eski İstanbul
  • Katip Çelebi
  • Aşık Paşazade
  • Fındıklı’lı Silahdar Mehmed Ağa
  • Makaleler: Tarih Encümeni Mecmuası, Harb Mecmuası, Yeni Mecmua, Hayat;
  • Büyük Tarihi Umumi 
  • Tarihi Simalar
  • Felaket Seneleri
  • Kadınlar Saltanatı
  • Lady Montague’in Şark Mektupları
  • Türk Mimarları
  • İki Komita İki Kital
  • Kafkas Yollarında
  • Gönül

AHMED VEFİK PAŞA

            Türkçülük akımının öncülerinden olan Ahmed Vefik Paşa’nın doğum yılı için 1823’ten (1238) başlayıp 1813’e kadar çıkan farklı tarihler verilmektedir. Bunlardan, torunun bildirdiği 3 Temmuz 1823 tarihi daha yaygındır. Babası, Ruhddin Mehmed Efendi’dir. Ahmed Vefik ilk tahsilinden sonra 1881’de Mühendishane-i Berrı-i Hümayun’a girdi ve burayı bitirmeden Paris’te Saint-Louis lisesinde eğitimini tamamlamıştır. Fransızcasını geliştirmiş ve bir süre sonra İtalyanca, Latince ve Eski Yunanca öğrenmiştir. Ahmed Vefik hemen Babıâli tercüme odasına kaydedilmiş ve kendisine hâcegânlık rütbesi verilmişti. 21 Şubat 1840’ta Londra büyükelçiliğine tayin edildi ve Mustafa Şekib Efendi’nin maiyetinde sefaret kâtipliğiyle rütbesi de ’’rabia’’ya yükseltilerek Londra’ya gönderildi.  Bu vazifesini bitirip İstanbul’a dönünce, Tercüme Odası’na, rütbesi ve vazifesi terfi ettirilerek tayin ettirildi. 1847 yılında, gösterdiği başarılardan dolayı, Tercüme Odası başmütercimliğine atandı. Yolcu pasaportları kontrol müdürü tayin edildi.

            1847’de kendisine devletin ilk resmi salnamesinin hazırlanması ve neşri işi havale edildi. Salname-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye adı altında devlet salnamesi hazırladı. 1863 yılında Darülfünun’da umumua açık derslerin verilmesiye başlamasından kısa müddet sonra kendi arzusuyla üzerine aldığı Hikmet-i Tarih adı altındaki derslerine 17 Şubat 1863’ten itibaren başlamıştır ve Darülfünun’da verdiği derslerin Tasvir-i Efkâr gazetesinde bir kitap gibi tefrika ettirmiştir. Yurt içinde başlanılan geniş teftiş hareketin de, Anadolu sağ kol müfettişi olmuştur ve Bursa’yı yıkık dökük bir şehir olmaktan çıkarıp mamur hale getirebilmek için büyük gayret sarfetmiştir. 1871’de Rüsumat Emini 1872’de sadaret müsteşarı olmuş ve aynı yıl içinde Maarif Nazırlığına atanmıştır. 1878’de içişleri bakanı ve sadrazam oldu. Yüzyıllardır kullanılan “sadrazam” sözcüğünü “başvekil” olarak değiştirdi. Bir jurnal nedeniyle 18 Nisan 1878’de görevinden azledildi. Azlinin sebebi, Ahmed Vefik Paşa’nın İstanbul’daki Rumeli muhacirlerini kullanarak Sultan Abdülhamit’i güya hal edeceği hakkında bir jurnal olmuştur. Daha sonra 4 Şubat 1879’da Bursa Valiliğine tayin edilmiş ve Bursa’da çeşitli imar faaliyetlerinde bulunmuştur. Paşa, Bursa valisi iken yaptırdığı hastaneye gelir sağlamak amacıyla bir tiyatro açmış ve Moliere’in komedilerinden çevirdiklerini sahneye koyarak Bursa Tiyatrosu’nu kurması ve Moliere’ den tercüme ve adapte ettiği oyunları bu tiyatronun sahnesinde oynatması valilik yıllarına rastlar. 1882 senesinde ikinci defa Başvekil olmuş fakat bu defa bu vazifede ancak iki gün kalabilmiştir. Vefik Paşa bundan sonra bir daha memuriyette bulunmamıştır. Bu azil devresinde Rumelihisarı’ndaki harap köşküne çekilerek bir yaşantı geçirmiştir. Ahmed Vefik Paşa’nın tıpkı doğumu gibi ölüm tarihi konusunda da çeşitli bilgiler mevcuttur. 1890 senesinde ölmüş diyenler olduğu gibi 2 Nisan 1891’de ölmüştür diyenlerde vardır.

ALİ KEMAL BEY

(1869 - 1922)

1867 yılında İstanbul'un Süleymaniye semtinde doğdu. Asıl adı Ali Rıza'dır. Ali Kemal, İstanbul'da girdiği Mülkiye Mektebi’nden dört yıllık dönemin son yılında ayrılarak Fransızca'sını ilerletmek amacıyla 1886'da Paris'e gitti. Ertesi yıl Fransa'dan Cenevre'ye geçti ve 1888'de İstanbul'a döndü. Yeniden Mülkiye Mektebi'ne başladı. Jön Türk Hareketi’ne katılmış olan Ali Kemal, Avrupa’da gördüklerinden etkilenip bir öğrenci derneği kurdu.  Kurduğu dernek kapatıldıktan sonra yeniden bir dernek kurma teşebbüsünde bulununca dokuz ay hapis yattı. Hapis'ten çıktıktan sonra Temmuz 1889'da Halep'e sürgün edildi. Halep’te kaldığı yıllarda Halep İdadisi'nde Türk Dili ve Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı. 1895'te izinsiz İstanbul'a döndüğü için hakkında tekrar sürgün kararı çıkınca Paris'e tekrar gitti (1894).

Bu dönemde Jön Türk Hareketi’nden ayrılan Ali Kemal, Paris’te bir yandan Siyasal Bilgiler okuyor, bir yandan da gazetecilik yapıyor, İstanbul'daki İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan yazılar ve çeviriler gönderiyordu. İstanbul’a döndüğünde İkdam gazetesinin başyazarlığının üstlenen Ali Kemal, bir yandan da Darülfünun'da Edebiyat Fakültesi'nde siyasi tarih dersleri veriyordu. İlk siyasi partilerden birisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası'na girdi. İkdam gazetesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı ağır eleştiriler içeren başyazılar yazmaya başladı.

 31 Mart Olayı sırasında Ali Kemal yeniden Paris'e kaçmak zorunda kaldı (1909). Bu arada Mülkiye'deki görevine son verilmişti. İttihat ve Teraki Yönetiminin iktidardan uzaklaşmasının ardından 1912 affıyla İstanbul’a geri gelen Ali Kemal İkdam Gazetesi'nde başyazar olarak yazılarına devam etti.

14 Kasım 1913’te Peyam Gazetesi’ni yayınlamaya başladı, başyazarlığını üstlendi. Mülkiyedeki hocalığı da geri verilmişti. Ocak 1913'te İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği askeri darbe olan Bâb-ı Âli Baskını’ndan sonra tutuklanan Ali Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından sonra 14 Ocak 1919'da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilâf Partisi'nin genel sekreteri oldu. 4 Mart 1919'da kurulan Birinci Damad Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı), bu hükümetin Mayıs'ta istifasının hemen ardından kurulan ikinci Damad Ferit Paşa hükümetinde ise Dâhiliye Nazırlığı görevine getirildi. Bu görevde iken Kuva-yi Milliye ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine emirler yayımladı. İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucularından birisi oldu. Hükümet içinde çıkan bir anlaşmazlık yüzünden 26 Haziran 1919'da bakanlıktan istifa etti.

Darülfünun'da ders vermeye devam eden Ali Kemal, 1922 Mart ayında Darülfünun öğrencilerinin istifaya davet ettiği dört öğretim elemanı arasındaydı.  Öğrencilerin verdiği kararın gerekçesi, hocaların, bağımsızlık, kutsiyet, milliyet hislerine yabancı oluşları, saldırgan şahsiyetleri ile kamu vicdanında mahkûm edilmiş olmalarıdır. Öğrencilerin tepkileri üzerine Ali Kemal ve Cenap Şahabettin 3 Eylül 1922'de Meclis-i Vükela kararıyla görevlerinden azledildi.

Peyam-ı Sabah Gazetesi’nin başyazarlığına bakanlıktan ayrıldıktan sonra döndü. Yazılarında acımasız eleştirilerini İttihat ve Terakki’nin devamı olarak gördüğü Anadolu hareketine yöneltti.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara hükümeti, İstanbul polisinden Ali Kemal'in tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara'ya gönderilmesini istediyse de Ankara’ya ulaşmadan linç edilerek öldürülmüştür.

Daha çok siyasî yazıları ve gazeteciliğiyle tanınan Ali Kemal'in en önemli yazıları edebiyat, dil ve tarih konularındadır. Büyük bir kısmı gazete ve dergilerde kalan yazılarının ancak bir bölümü sonradan kitap haline getirilmiştir

 

Başlıca Eserleri:

 

1) İki Hemşire

2) Çölde Bir Sergüzeşt

3) Fetret

Edebî ve Tenkidî Eserleri

1) Sorbon Dârülfünûnu'nda Edebiyyât-ı Hakîkiyye Dersleri

   2) Paris Musahabeleri

   3) Râşid Müverrih mi Şair mi?

Tarihe Dair Eserleri

1) Mes'ele-i  Şarkiyye’ye  Medhal

2) Bir Safha-i Târih

3) Ricâl-i İhtilâl: Condorcet, Saint Just, Danton, Robespierre

4) Ömrüm

 

AVRAM GALANTİ

            4 Ocak 1873te Bodrum'da doğdu. Yahudi geleneğine uygun olarak altı yaşında iken Bodrum'da ilkokula başladı ve öncelikle İbranicenin esaslarını öğrendi. Dokuz yaşında, daha geniş bir Yahudi cemaatine ve daha iyi eğitim imkânlarına sahip bulunan Rodos'a gönderildi. 1887'de ilkokulu bitirdikten sonra Bodrum Rüştiyesi'ne ve ardından İzmir İdadisi'ne devam etti; mezun olduğunda İbranice, Türkçe, Arapça ve Farsçanın yanında Fransızcayı da öğrenmişti.

            1894 yılı sonunda idadi öğretmeni olarak Rodos'a giden Galanti, burada Dünya Yahudi Birliği ve Rodos Yahudi Cemaatinin desteğiyle bir okul kurdu.

            1902 yılında Rodos'tan ayrılıp İzmir'e yerleşti ve yine muallimlik yapmaya başladı. 1904 yılında İzmir'den ayrılarak Mısır'da bulunan Jön Türklere katıldı ve Kahire'de La Vara gazetesini çıkarmaya başladı (1905).

            14 Temmuz 1909'da muhalif olduğu hahambaşı Moşe Ha Levi'nin ölümünü ve Darülfünun-ı Osmani'nin kurulduğunu öğrenince 1911 yılı sonunda devamlı kalmak amacıyla İstanbul'a taşındı. 1914'te Darülfünun'un tekrar düzenlenmesi için Almanya'dan bazı hocaların getirtilmesi üzerine Semitik diller ve kültürler hocası G. Bergstrâsser'e tercüman ve yardımcı tayin edildi.

            1918 yılında Alman hocaların görevlerine son verilmesi üzerine Bergstrâsser'den boşalan kürsüye, târîh-i akvâm-ı kadîme-i şarkıyye okutmak üzere önce muallim, daha sonra müderris unvanı ile öğretim üyesi tayin edildi.

            Galanti, Darülfünun reformunda kadro dışı bırakıldığından 1 Ağustos 1933'te müderrisliği sona erdi. Soyadı kanunundan sonra Bodrumlu soyadını alan Avram Galanti 1943 yılında Niğde'den milletvekili seçildi.

1946 seçimlerinden sonra milletvekilliği sona erince Ankara'dan İstanbul'a dönerek Kınalıada’ya yerleşen Avram Galanti, 8 Ağustos 1961'de vefat etti.

Başlıca Eserleri:

  • Türkçede Arabi ve Latin harfleri ve imla meseleleri (İstanbul, 1925)
  • Arabi harfleri terakkimize mani değildir (İstanbul, 1927)
  • Vatandaş, Türkçe Konuş! (İstanbul,1928)
  • Hitit kanunu (İstanbul, 1931)
  • Türkler ve Yahudiler (İstanbul, 1947)

CARL FERDİNAND FRİEDRİCH LEHMANN-HAUPT

            Carl Ferdinand Friedrich Lehmann-Haupt, 11 Mart 1861’de doğmuş Alman oryantalist ve tarihçidir.

            Lehmann-Haupt, avukat ve çevirmen olan Emil Lehmann’ın oğludur. 1886 yılında doktorasını almış, 1901 yılında da doçent olmuştur. 1911 yılında Oxford Üniversitesi'nde Eski Çağ Tarihi Başkanı olmuş, 1913-1914 yıllarında Liverpool Üniversitesi Yunan Tarihi profesörü olarak atanmıştır. 1915 yılında Ordinaryüs Profesör olarak görev yaptığı Liverpool Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne Eskiçağ Tarihi Profesörü olarak atanmıştır. Burada Akvam-ı Kadime, Yunan ve Roma Tarihleri derslerine girmiş ve 1100 Osmanlı lirası maaş alarak en yüksek maaş alan profesör olmuştur. Ayrıca Edebiyat Fakültesi’nin çıkartacağı risalenin yayına hazırlık heyetine seçilmiştir. 1931-1932 yıllarında emekli olan Lehmann-Haupt, 1935 yılında ise Innsbruck Üniversitesi'nde fahri profesör unvanı almış, 1938 yılında da vefat etmiştir.

ECKHARD UNGER

(1884-1966)

1884’te doğan Eckhard Unger,  Alman Asur bilimci ve arkeologdur. Unger, 1911 ila 1918 yılları arasında  küratör olarak Istanbul Arkeoloji Müzesi’nde çalışmış ve 1915 – 1918 yıllarında İstanbul Üniversitesi‘nde hocalık yapmıştır. Unger ilk yakın Doğu arkeologlarından biri olarak kabul edilir. 1966 yılında da vefat etmiştir.

EFDALEDDİN TEKİNER

            Efdaleddin Bey 1868 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Hazine-i Hassa Müfettiş-i Umumisi Cevad Bey’dir. İlköğrenimini Süleymaniye İbtidai Mektebi’nde, orta öğrenimini de Beyazıd Kaptanpaşa Rüştiyesi’nde tamamlamış, 1893’te Mülkiye Mektebi’nden mezun olmuştur. 1894 yılında Dâhiliye Nezareti Mektubi Kalemi olarak devlet hizmetine başlamıştır. 1896’dan itibaren, ek görev olarak çeşitli okullarda muallimlik yapmıştır. Aşiret Mektebi’nde başlayan muallimlik hayatı, Mekteb-i Sultani ve Mercan İdadisi tarih öğretmenliği ile devam etmiştir. Darülfünun’da 1901 yılında Umumi ve Osmanlı Tarihi müderrisliği ve 1912’de Edebiyat Fakültesi Coğrafya müderrisliği yapmıştır. 1914’de İnas Darülfünunu Edebiyat şubesi İslam Tarihi, Coğrafya ve Lisan-ı Osmanî müderrisliği yapmıştır. Ayrıca Mekteb-i Mülkiye’de de dersler vermiştir.

            1912 yılında kısa bir süre Bursa vali vekilliği yapan Efdaleddin Bey, 1913’te Resmi Binalar ve Hapishaneler Umum Müdürü olmuştur. Milli Mücadele Dönemi sonrası Mart 1922’de TBMM Hükümeti’nce eski İstanbul Hükümetinin İstanbul’daki Muamelatını Tasfiye Komisyonu üyeliğine getirilmiştir. 1923’de tekrar Resmi Binalar ve Hapishaneler Umum Müdürü olarak atanmıştır. 1928 yılında kendi isteği ile emekliye ayrılmıştır.

            1931’de İstanbul Zahire Borsası İdare Meclisi üyeliğine,1936’da Türk Tarih Kurumu üyeliğine, 1940’ta ise İlmi Eserleri Koruma Derneği daimi üyeliğine seçilmiştir. 1911 yılında kurulan Tarih-i Osmanî Encümeni’nin asli üyelerindendir. Tarih-i Osmanî Encümeni’nin temsilcisi olarak katıldığı İstanbul Muhafaza-i Asar-ı Atika Encümeni’nin en eski üyesi sıfatıyla, vefatına kadar başkanlığını yapmıştır.  

            Birçok faaliyette bulunduğu başarılı bir ömrü 13 Ağustos 1957 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

RÜKÜNZÂDE FAZIL NAZMÎ KANDİ BEY

            Roma ve Yunan Kadim Tarihi Müderrisidir. Arapça, Almanca, İngilizce, Fransızca, Rumca, Türkçe ve Farsça bilmektedir. Aksanı ne İstanbul ne Anadolu ne de Rumeli şivesine benzemektedir. Girit Adasından gelme olduğundan adalı Türklerin aksanı ile konuşur idi.

            İstanbul Darülfünun’da 1922-1923 ders yılında Eski Yunan ve Roma Tarihi, 21 Nisan 1924 tarihli düzenlemeyle de Roma ve Yunân-ı kadîm tarihi derslerini vermiştir. Ayrıca Yabancı Diller Mektebi’nde Eski Yunanca dersleri vermiştir. Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Klâsik Filoloji Bölümü, Fransız Filolojisine bağlı olarak Atatürk’ün öncülüğünde, Hamit Dereli'nin de teşvikiyle kuruldu.1936’da Klâsik Filoloji Bölümü'nün kuruluşunu gerçekleştiren ve bu aşamada katkıları bulunan bilim adamlarından olan o sıralar İstanbul Üniversitesi'nden Ankara Üniversitesi'ne geçen Prof. Fazıl Nazmi Rükün, Hamit Dereli ile beraber yatılı öğrencilere Lâtince dersleri verdiler.

            Ord. Prof. Fazıl. Nazmi Rükun 1938 yılında üniversiteden ayrılmak zorunda kalmıştır.

            Ayrıca Atatürk’ün kültür danışmanlığı görevinde de bulunmuştur. Birinci Türk Tarih Kongresi’ne, konuşmacı olarak katılan İstanbul Darülfünunu Müderrisi Fazıl Nazmi Bey, kongrenin 4 Temmuz 1932 tarihli toplantısının ikinci oturumunda, “Yer isimlerinin yazılışını ve tarih kitaplarının diğer noktaları hakkındaki eleştirilerini” kapsayan konuşmasının son bölümünde Platon’un İdealinin Ulu Önder Atatürk ile gerçekleştiğini belirtmiştir. Atatürk’ün arı dil çalışmalarında yanında yer almıştır.

HALİM SABİT ŞİBAY

(1883-1946)

Halim Sabit, Kazan’ın Simbir vilayetine bağlı Küçük Tarhanlı köyünde 1883 yılında dünyaya gelmiştir. İlk ve ortaöğrenimini Samara şehrinde yeni usulle eğitim veren bir okulda tamamladıktan sonra Ulutarhan’da Medrese-i Halîmiyye’de okumuştur. Bu dönemde Rus lisesini de bitirip Orenburg’daki Hüseyniye Medresesi’nde müderrislik yapmıştır. 1901 yılında öğrenimini devam ettirmek için İstanbul’a gelmiş, 1906’da Mercan İdadisi’ni, 1910’da da Darülfünun İlahiyat Şubesi’ni bitirmiştir. Ayrıca muallimlik sınavını da kazanmıştır.

1912’de Gelenbevi İdadisi’ne ulûm-i dîniyye muallimi olarak tayin edilmiştir. 1914’te Darülfünun’un Ulûm-ı Şer’iyye Şubesi’nde tarih-i din-i İslam ve tarih-i edyân dersleri müderrisi olmuş, buradaki görevi dersin kaldırıldığı 1919’a kadar devam etmiştir.

Müderrislik yapmadığı 1919-1939 yılları arasında ticari faaliyetlerde bulunmuştur. Bu dönemde zaman zaman Türkiye’ye gelip gittiyse de genellikle yurtdışında kalmıştır. II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla 1939’da Türkiye’ye dönmüş, aynı yıl Avrupa’da yayımlanan ve Türkçe’ye tercümesi için hazırlıklara başlanan İslam Ansiklopedisi’nde önce hazırlık memuru, daha sonra da neşir bürosu kâtibi olarak 1944’e kadar görev yapmıştır. Son memuriyeti 1944’te tayin edildiği Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere Heyeti azalığıdır.

İttihat ve Terakki liderlerinin İslam birliği, Türkçülük ve Rusya meselesi hakkında düşüncelerinden faydalandığı fikir adamlarından biri olan Halim Sabit, Türk Birliği Derneği’nin İslamiyat şubesi kâtipliği yapmıştır. Türk-Alman Dostluk Cemiyeti’ne dâhil olmuş, Cumhuriyet’ten sonraki yıllarda da Türk dili kurultaylarının ilk üçüne sâbık Darülfünun müderrisi sıfatıyla davet edilmiştir. Ziya Gökalp’le birlikte Türk ocaklarının kuruluşuna katılmış ve daha sonraki faaliyetlere katılmıştır.

Modernist İslamcı olarak tanınan ve muhafazakâr İslamcı çevreler tarafından bazen ağır eleştiriler alan Halim Sabit 27 Aralık 1946’da Ankara’da ölmüş ve Cebeci Asrî Mezarlığı’na defnedilmiştir.

HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER

          1885’te İstanbul’un Aksaray semtindeki Abdüllatif Suphi Paşa Konağı’nda dünyaya geldi. Babası, Tanzimat Dönemi bilim ve siyaset adamlarından Abdüllatif Suphi Paşa’dır. Dedesi ilk Osmanlı maarif nazırı Abdurrahman Sami Paşa'dır. Babası ise devletin 6. Maarif Nazırı olarak görev yapmıştır.

          Orta öğrenimini Mekteb-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) tamamladı ve meslek olarak muallimliği seçti. Ayasofya Rüşdiyesi'nde hitabet ve Fransızca, Darülmuallimin'de edebiyat, Darülfünun'da Türk-İslam sanatı dersleri verdi. İlk şiirini amcası Samipaşazade Sezai'nin Paris'te çıkardığı 'Şura-yı Ümmet' gazetesinde yayımladı (1902). 1909'da Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. 1911'de bu topluluktan ayrılarak Genç Kalemler çevresinde gelişen Milli Edebiyat Akımı'na bağlandı. 1912'de milliyetçilik akımının İstanbul'daki merkezi olan Türk Ocağı'na girdi ve başkan oldu. İstanbul Darülfünun’da muallimliği esnasında İslam ve Türk Sanayi-i Nefise Tarihi dersini verdi.

          Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı (1920) Antalya üyesi olarak seçildi. Meclis-i Mebusan’ın işgal güçleri tarafından kapatılmasından sonra milli mücadeleye katılmak için Ankara’ya gitti. TBMM ilk döneminde meclise milletvekili olarak katıldı. İlk kabinede milli eğitim bakanı olarak görevlendirildi, bu görevde bir yıl kaldı. Bakanlığı sırasında ulusal marş için güfte yarışması açıldı. Mehmet Akif’in yarışmaya katılması için çaba harcayan ve İstiklâl Marşı’nı etkili sesi ile meclis kürsüsünde okuyan Hamdullah Suphi'dir.

          I. ve II. TBMM’de İstanbul milletvekili olarak TBMM'de yer aldı. 1925 yıllında ikinci kez Milli Eğitim Bakanı oldu. 4 Mart-19 Aralık 1925 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı’nı yürüttü.

          Türk Ocakları’nın kapanmasının ardından 1931'de Bükreş Büyükelçiliği'ne atandı. 1944’te büyükelçilikten emekliye ayrıldı ve siyasete geri döndü.

          1945’te İçel ve 1946'da İstanbul milletvekili olarak yeniden Meclis'e girdi. 10 Mayıs 1949’da İstanbul’da yeniden açılan Türk Ocakları’nın başkanı oldu.

          1950 seçimlerinde Demokrat Parti (DP) listesinden bağımsız Manisa milletvekili, 1954'te yine DP'den İstanbul milletvekili seçildi. 1957'de Hürriyet Partisi adayı olarak katıldığı seçimleri kaybetti.

          Türk Ocakları Merkez Heyeti'nin başkanlığını yürütmeye devam etmekte olan Hamdullah Suphi Bey, 10 Haziran 1966’da yaşamını yitirdi. Edirnekapı Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.

 

Başlıca Eserleri:

  • Dağ Yolu (1928-1931)
  • Günebakan (1929)

 

MAHMUT ESAT EFENDİ

            1856 yılında Seydişehir’de doğmuştur. Seydişehir’li Kadı Mehmed Efendi’nin oğludur.

            Rüştiye öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra Fatih Medresesi’nde ve Menşe-i Muallimîn-i Askeriye Okulu’nda matematik, fizik, astronomi derslerini okudu. Yine İstanbul’da hukuk öğrenimi gördü. Gülhane Rüştiyesi'nde türkçe öğretmenliği yaptığı sırada, 1885’te İzmir Bidayet Mahkemesi Başkanlığı’na atandı. Bu görevinin yanı sıra İzmir İdadisi’nde Fizik, Kimya ve Geometri dersleri verdi.

            1896’da Maliye Nezareti Hukuk Müşaviri olarak İstanbul’a döndü. Mekteb-i Hukuk’ta Mecelle ve Hukuk Tarihi, Mekteb-i Mülkiye’de Devletler Hukuku, İktisat ve İlahiyat Medresesi’nde Hukuk, Din ve İktisat derslerini verdi.

            1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Maliye Nezareti Müsteşarlığı, Defter-i Hakanî (Tapu ve Kadastro) Nazırlığı ve Adliye Nazır Vekilliği yaptı.

            1911’de İstanbul Kadastro Memurları Mektebi’nin açılmasına öncülük etti. 1914’te Şura-yı Devlet (Danıştay) Tanzimat Dairesi Reisi oldu. Aynı sene Istanbul Darülfünûnu’nda ilk defa Kadın Hukuku derslerine girdi.

            Türkiye’deki kadastronun temelleri Defter-i Hakanî (Tapu ve Kadastro) Nazırı Mahmud Esad Efendi zamanında çıkarılan 1912 tarihli Emvali Gayrimenkulenin Tahdit ve Tahriri Hakkında Kanun-u Muvakkat adlı yasayla atılmıştır.

Kadastro uygulamasıyla ilgili çalışmaları ilk kez Mahmud Esad Efendi yaptırmıştır.

            Mahmut Esad, 1918 yılında vefat etmiştir.

MEHMED ARİF BEY

(1873-1919)

            1873’te doğan Mehmed Arif Bey,İstanbul Darülfünunu Tarih müderrisidir. İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Mecmuasında Devlet-i Osmaniye'nin Tesis ve Takriri Devrinde İlim ve Ulema adlı makalesi yayımlanmıştır.

            Tarih müderrisi Necip Asım Bey, Osmanlı Tarihi’nin yazılması ve belgelerin toplanması için Sultan Mehmet Reşat önderliğinde 27 Kasım 1909’da kurulan ve kendisine her türlü vasıtayı kullanma, arşivlerde inceleme yapma yetkisi verilen Tarih-i Osmanî Encümeni’nde yer aldı. Encümen, yazacağı Osmanlı Tarihi’nin ilk cildini yazma görevini 9 Şubat 1910’daki ilk toplantısında Necip Asım ve Mehmet Arif Bey’e vermişti. İki araştırmacı, yedi yıllık çalışmadan sonra Osmanlı Tarihine ait tek cilt yayımlayabildi.

MEHMED VAHİD BEY

            Mehmet Vahit Bey, 1873 yılında İstanbul Aksaray’da dünyaya gelir.

            Vahit Bey, Mekteb-i Fünûn-u İdâdi’yi  (Kuleli Askeri Lisesi’ni) bitirdikten sonra,  Harbiye Mektebi’ne girer. 1897 yılında, Süvari Erkân-ı Harp Sınıfı’nı birincilikle bitirir. 1310/1894’de Mekteb-i Harbiye’de göreve başlar.

 1901’de Duyûn-u Umûmiye Meclis-i İdaresi’nde çalışmaya başlar. 1904’de Duyûn-u Umûmiye’nin değişik birimlerinde,  farklı konumlarda çalışır. 1908 yılında ek görevle Sanayi-i Nefîse Mektebi’nde sanat tarihi öğretmenliğini üstlenir.  Sanayi-i Nefîse Mektebi’nin yanı sıra, 1914’de açılan İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde, 1915/ 1331’de Dârülfünûn’da, Mimar Kemalettin’in isteğiyle Mühendislik Mektebi’nde sanat tarihi dersi verir.

            Mehmet Vahit Bey 1928’de emekli olunca, büyük bir ekonomik sıkıntıya düşer. Ölümünden bir yıl önce, Mısır’a gider. Oraya, ailenin miras sorununa bir çözüm bulmak amacıyla gittiği ve çözümleyemediği anlaşılmaktadır. 30 Temmuz 1931 tarihinde, 58 yaşında, ailesine, polise ve Mısır’daki avukatına birer mektup bırakarak intihar eder. Aile, 1934’den sonra “Kerman” soyadını alır.

MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ

            4 Aralık 1890'da İstanbul'da doğdu. IV. Sultan Mehmet'e Sadrazamlık eden Köprülü Mehmet Paşa soyundan gelmektedir.

            Ayasofya Rüştiyesini ve Mercan İdadisini derece ile bitirdikten sonra, 1907-1910 yılları arasında Mekteb-i Hukuka devam etti.

            1910-1913 yılları arasında Mercan, Kabataş Liselerinde vekaleten edebiyat, 5 Ekim 1912'de İstanbul Sultanîsi'nde "Lisan-ı Osmanî muallimliği", 23 Ekim 1913'te "Edebiyat-ı Türkiye" öğretmenliği ve Galatasaray Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 20 Aralık 1913'te İstanbul Dârül- Fünunu Türk Edebiyatı Müderrisliğine tayin edildi.

            Edebiyat Fakültesi’nde Türk Tarihi Edebiyatı Tatbikatı / Türk Tarih-i Edebiyatı / Türk Edebiyatı Tarihi derslerini vermiştir.

            1924'te İlâhiyat Fakültesinde Din Tarihi; 1923-1929 yılları arasında ve 1935'ten sonra da bir süre İstanbul'da Mülkiye Mektebinde ve Ankara'da Siyasal Bilgiler Okulunda Siyasî Tarih, Türk Müesseseleri Tarihi, Türkiye Tarihi; Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Orta Zaman Türk Tarihi kürsülerinde ders verdi.

            1926-1929 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisinde Medeniyet Tarihi dersleri verdi. 1923'te İstanbul Darül-Fünunu Edebiyat Fakültesi Reisliğine, 1934'te dekanlığa seçildi. 1924'te Maarif Vekaletinin Müsteşarı olarak sekiz ay çalıştıktan sonra istifa etti. Aynı yıl programını kendisinin hazırladığı Türkiyat Enstitüsünü kurdu ve bu enstitünün müdürlüğünü yaptı. 1927'de Tarih Encümeni Reisliğine getirildi.

            31 Mayıs 1935'te yapılan Genel Seçimlerde Kars Milletvekili oldu. 1943'e kadar hem Milletvekilliğine, hem de İstanbul ve Ankara Üniversitelerindeki görevlerine devam etti. Siyasî yayınlarından dolayı CHP'den ihraç edildi. 7 Ocak 1946'da Celal BAYAR, Adnan MENDERES ve Refik KORALTAN ile birlikte Demokrat Partiyi kurdu. Aynı yıl Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili seçildi. IX Dönemde yine İstanbul Milletvekili seçilerek, 22 Mayıs 1950'den 15 Nisan 1955'e kadar I, II ve III. MENDERES Hükümetlerinde Dışişleri Bakanı, 15 Nisan 1955'te Devlet Bakanı, 29 Temmuz'da Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, 15 Eylül - 9 Aralık tarihleri arasında da vekaleten Milli Savunma Bakanı olarak görevlendirildi. 5 Temmuz 1957'de Demokrat Partiden resmen istifa ederek aynı yıl Hürriyet Partisine girdi.

            6-7 Eylül hadiselerinde suçlu görüldüğü zannıyla tutuklandı ve Yassıada'ya sevk edildi. 1961 Ocak ayı başında serbest bırakıldı. 18 Aralık 1961'de Hür Demokrat Partiyi kurdu. 1965'te siyasî hayattan çekildi.

28 Haziran 1966'da İstanbul'da Baltalimanı Hastanesinde vefat etti.

MORTMANN, JOHANNES HEİNRİCH

( 1852-1932 )

            10 Eylül 1852’de doğan Mortmann, ünlü şarkiyatçı Andreas David Mordmann’ın oğludur. 1851- 71 yılları arasında Hamburg’da Johannes adlı bir okulda bir yandan Eskiçağ ile ilgili bilgi edinirken diğer yandan Bizans ve doğu araştırmalarında çok işine yarayacak olan metin anlama ve açıklamaya dair incelikleri öğrenmiştir. Bonn’a geçtiği dönemde ise Klasik Tarih Eğitiminden başka Arap Dili ve Edebiyatı derside almıştır.  Yüksek öğrenimini tamamlamak için Berlin’e gittiğinde ise ilgi alanı olan Klasik Dili ve Eskiçağ tarihine döndü.

            1874’te Marmora Anycrana adlı teziyle doktorasını vermiştir. Bir yıl sonra ise dışişleri bakanlığında göreve başlamış ve 1882 de İstanbul’daki Alman büyükelçiliğine tercüman olarak tayin edildi. Bir ihtimal 1889’da Selanik Konsolosu ve 1904’te İzmir Başkonsolosu oldu.

            I.Dünya Savaşı sırasında ise Osmanlı Devleti Daarülfunnun’u yeniden düzenlemeye ihtiyaç duyunca Alman Büyükelçisi Wangenhaim ile yapılan görüşmeler sonrasında Hukuk ve Edebiyat Fakültesinde Alman ilim adamlarının görevlendirilmesi konusunda ittifaka varılır bunun üzerine Mortmann 1916’da Profesör unvanı ile Daarülfunnun’da Tarihte Usul adlı dersi vermeye başlamıştır. Daha sonra İstanbul’dan ayrılıp schafhausen’de ardından Innsbruck’a yerleşti. Bir süre würzburg’ta oturmuş ve Berlin’e taşındığı sırada İslam Realitesi ile ilgili dersler vermeye başlamış bir süre sonra 4 Temmuz 1932’de vefat etmiştir.

MÜKRİMİN HALİL YİNANÇ

 

            Ülkemizin dünya çapında yetiştirdiği büyük tarihçilerden birisi olan Mükrimin Halil Yinanç, 1 Temmuz 1900'de Maraş'ın Elbistan kazasında dünyaya geldi. Babası Kadı Halil Kâmil Efendidir. İlk eğitimini bizzat baba ocağında alan Yinanç Elbistan'da rüştiyeye başlar. Rüştiyenin bir yılını idâdi (Lise)yi babasının görev yerleri olan Malatya, Mardin ve Diyarbakır'da ve son iki yılını İstanbul'da Gelenbevî Sultanîsi'nde okuyarak 1916'da lise eğitimini tamamlar.

 

            1916'da öğretmenliğe ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne başlar. 1919'da Edebiyat Fakültesi'ni, 1921'de mülkiyeyi bitirir. Okulda ve evde aldığı özel derslerle Arapça ve Farsça'yı çok iyi öğrenmiştir. Mülkiyeden sonra, bir yandan Nişantaşı ve Davutpaşa Ortaokullarında tarih hocalığı, diğer yandan da Tarih-i Osmanî Encümeni'nde kütüphane memurluğu yapar. 1924 yılında, arkadaşları ile Anadolu Mecmuası'nı çıkarır. 1925'te Encümen tarafından, İstanbul kütüphanelerinde bulunmayan nadir eserleri kopya etmek üzere Paris'e gönderilir. Encümen'de kütüphane memurluğunun yanı sıra Kabataş ve Galatasaray Liseleri'nde tarih hocalığını da yürütür.

            1931'de Türk Tarih Kurumu'nun kurucu üyeleri arasında yer alır. 1930'lu ve 40'lı yıllardaki Türk Tarihi Kongrelerine katılır. 1933'te yapılan üniversite reformunda, doçent unvanıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne intisap eder. 1941 yılında profesörlüğe yükseltilir; 1949'da, Ankara İlâhiyat Fakültesi'nin kurucu heyeti içerisinde yer alır. 1957'de Ortaçağ Ordinaryüs Profesörlüğü payesini kazanır. Mükrimin Halil Bey, 28 yıl bilfiil çalıştığı Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde ders verirken geçirdiği bir kriz sonucunda hastalanır; 22 Aralık 1961 Cuma günü dünyaya gözlerini yumar; 23 Aralık Cumartesi günü de İstanbul Merkezefendi mezarlığına defnedilir.

NECİP ASIM YAZIKSIZ

            29 Aralık 1861 yılında Kilis’te doğdu. Babası, Balhasanoğulları diya anılan bir sipahi ailesinden Hacı Asım Bey’dir. İlk ve orta öğrenimini Kilis’te yaptı. 1875’te Şam Askeri İdadisi’nde başladı; ancak bir süre sonra kaydını İstanbul’daki KuleliHYPERLINK "http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuleli_Askeri_Lisesi" HYPERLINK "http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuleli_Askeri_Lisesi"AskeriHYPERLINK "http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuleli_Askeri_Lisesi" HYPERLINK "http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuleli_Askeri_Lisesi"Lisesi’ne aldırdı. 1879’da Mektebi Harbiye’ye girmiş, 1881 yılında piyade teğmeni rütbesiyle mezun olmuştur. İstanbul’da çeşitli askerî rüşdiyelerde ve Harbiye’de Türkçe, Fransızca ve tarih gibi dersler okuttu. 1913 yılında miralaylıktan emekliye ayrılmıştır.

            Meşrutiyet’ten sonra 1909’da Darülfünuna Türk lisanı hocası tayin edilen Necip Asım Yazıksız, bir yandan “İlm-i Lisan” dersleri vermiş, öbür yandan “Türk Lisanı” ve “Türk Lisanı Tarihi” derslerini okutmuştur. Üniversitede ilk defa dilbilimine yer vermesi kendisini bu ilmin Türkiye’de gelişip yerleşmesinin öncülerinden birisi olmasını sağlamıştır.

            İstanbul Darülfünununda Türkoloji bölümünü kuran ve Türk Dili Tarihi kürsüsünün ilk profesörü kabul edilen Necip Asım, Türk Derneği kurucuları arasında yer almış ve derneğin başkanlığına getirilmiştir. Türk Yurdu, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası (Sonra Türk Tarih Encümeni Mecmuası adını almıştır.), Darülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası, İkdam, Musavver, Malumat, Servet-i Fünun, Bilgi, Millî Tetebbular Mecmuası ve Türkiyat gibi birçok dergi ve gazetede ilmî yazılar ve makaleler yayımlamış, kitaplar çıkarmış, çeviriler yapmıştır.

            Necip Asım Bey, Osmanlı Tarihi’nin yazılması ve belgelerin toplanması için Sultan Mehmet Reşat önderliğinde 27 Kasım 1909’da kurulan Tarih-i Osmani Encümeni’nde yer aldı. Encümen, yazacağı Osmanlı Tarihi’nin ilk cildini yazma görevini 9 Şubat 1910’daki ilk toplantısında Necip Asım ve Mehmet Arif Bey’e vermişti. İki araştırmacı, yedi yıllık çalışmadan sonra Osmanlı Tarihine ait tek cilt yayımlayabilmiştir.

            Necip Asım Yazıksız, 1927 seçimlerinde Erzurum milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine girmiş, vefatına kadar bu görevi sürmüştür. 1934’te Yazıksız soyadını almışsa da, eski yazılarında Balhasanoğlu ve Balkanoğlu adlarını da kullanmıştır.

            13 Aralık 1935’te Kadıköy’deki evinde vefat eden Necip Asım Yazıksız, Sahra-yı Cedit Mezarlığında metfundur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Başlıca Eserleri:

 

  • Orhun Abideleri, Matbaa-i Amire, İstanbul 1340.

            Kitabeleri ilk defa okuyan W. Thomsen’in eserini esas alan Necip Asım Yazıksız, Thomsen ve Radloff’un izahlarından ve Şemsettin Sami’nin basılmamış Orhun Abideleri adlı eserinden faydalanmıştır. Orhun Abideleri’nin birinci bölümünün başlığı Orhun Mahkûkâtı ve Eski Türkler şeklindedir. Söz konusu bölümde Türklerin birçok millet tarafından birtakım kusurlarla itham edildiği üzerinde durulur. Bu mukaddimenin yazılma sebebinin, Türklerin medeniyetten mahrum bir topluluk şeklinde gösterilmesine karşın, tarihin ilk asırlarından itibaren medeni bir millet olduklarını ispat edecek tarihî abidelerden bahse yol açmak olduğu söylenir. Bu bölümün bundan sonraki kısmında abidelerin bulunuşu ve abideler üzerinde yapılan ilk yayınlar ve Türk tarihi hakkında bilgiler verilir. Eserde ikinci bölümün başlığı Orhun Abideleri’dir. Abidelerin bulunduğu yer ve abidelerin yazıldığı taşların şeklî özellikleri bu bölümün konularıdır.

Bundan sonraki kısmının ilk başlığı Orhun Türkçesinin Sarf ve Nahvi’dir. Necip Asım Yazıksız burada, Doğu Türklerinde galip unsur Oğuzlar olduğu için Oğuzcanın en bariz numunesi olan abidelerin diline Orhun dili dediğini belirtir, ardından Orhun Türkçesinin ses bilgisi hakkında bilgiler verir.

Yazarımız kitabının İkinci Kısım adını verdiği bölümünde Orhun Abideleri’nin metin ve tercümesine yer vermiş ve dipnotlarla çeşitli açıklamalarda bulunmuştur.

  • Pek Eski Türk Yazısı, Necm-i İstikbal Matbaası, İstanbul 1327.

            Necip Asım Yazıksız’ın Orhun alfabesiyle ilgili eseridir. İlk olarak En Eski Türk Yazısı adıyla basılan bu küçük kitap yazarın Orhun Abideleri adlı eserinde yer alan Orhun harfleriyle ilgili bölüme de kaynaklık etmiştir.

  • Ural ve Altay Lisanları, Kasbar Matbaası, İstanbul 1311.

            Eserde Medhal bölümünde ilm-i lisan olarak ifade edilen dil biliminden sonra dil aileleri ve yapı bakımından diller konularından bahsedilmiştir. Ayrıca eserde Ural-Altay dilleri arasındaki ilgi üzerinde durulurken bilhassa ünlü uyumu söz konusu edilmiştir. Bu bölümün bundan sonraki kısmında ele alınan konu Ural-Altay dillerinin özelliklerinden biri olan kelime çekimidir. Necip Asım Yazıksız eserinde Ural-Altay dilleri hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir. Yazarın burada Avrupalı Türkologların yaptıkları tasniflerden ve açıklamalardan yararlanmıştır. Necip Asım Yazıksız, eserini Ural-Altay dilleri arasında en mühimlerinden birinin Türkçe olduğunu, fakat bu konunun olağanüstü bir öneme sahip olmasından dolayı ayrı bir kitapta değerlendirileceğini söyleyerek bitirmiştir.

  • Hibetü’l-Hakayık, Matbaa-i Amire, İstanbul 1334.

            Necip Asım Yazıksız, Edip Ahmet Yükneki’nin eseri Atebetü’l-Hakayık’ı Ayasofya Kütüphanesinde bulmuş ve Hibetü’l-Hakayık adıyla neşretmiştir. Necip Asım Yazıksız kitabını iki bölüm olarak hazırlamıştır. Birinci bölümde eserin tenkitli metni, günümüz Türkçesiyle ifadesi ve açıklamalar vardır. İkinci bölümünde ise İstanbul Ayasofya Kütüphanesinde yer alan metnin tıpkıbasımı yer almaktadır.

  • Eski Savlar, Şehzadebaşı: Evkaf Matbaası, İstanbul 1343.

            Eski Savlar’da Divanü Lügati’t-Türk’te geçen 290 atasözü ve bu mahiyetteki diğer sözlerle bunların şerhleri ve bazılarının bugünkü karşılıkları bir araya getirilmiştir. Necip Asım Yazıksız, gerek gördüğü yerlerde sav’larda yer alan kelimelerle ilgili izahlarda da bulunmuştur.

  • Yeni Usûl Osmanlı Sarfı, Kasbar Matbaası, İstanbul 1313.

            Yeni Usûl Osmanlı Sarfı soru-cevap şeklinde düzenlenmiş bir ders kitabıdır. Kitapta dipnot şeklinde verilen temrinadlı alıştırmalarla da öğretmenlere kılavuzluk edilmiştir.

  • Ziyâ ve Hararet, İstanbul 1304.
  • Güvercin Postası, İstanbul 1305.
  • Ferid, İstanbul 1306.
  • Yeni Terbit Muhtasar Osmanlı, İstanbul 1306,1308.
  • Ev Kızı. İstanbul 1307.
  • Muhtasar Osmanlı Nahvi, İstanbul 1308.
  • Lugat-ı İlmiyye ve Fenniyye, İstanbul 1308. (Hasan Tahsin’le birlikte)
  • Osmanlı Sarfı, İstanbul 1310,1313.
  • Sitler, İstanbul 1310
  • Mükemmel Sarf ve Nahv-i Osmanî, İstanbul 1311.
  • Lugat-ı Musahabet, İstanbul 1311.
  • Kitap, İstanbul 1311.
  • En Eski Türk Yazısı, İstanbul 1315.
  • Türk Tarihi, İstanbul 1316.
  • İlm-i Lisan, İstanbul 1327.
  • Gök Sancak, İstanbul 1327.
  • Milli Aruz, İstanbul 1329.
  • Osmanlı Tarihi, İstanbul 1335. (Mehmet Arif’le birlikte)
  • Bektaşi İlmihali, İstaqnbul 1343.
  • Celaleddin-i Harzemşah, İstanbul 1934.

ŞEMSETTİN GÜNALTAY

            1883 yılında şimdiki adı Kemaliye olan Eğin’de doğdu. Babası müderris İbrahim Edhem Efendi, annesi Sâliha Hanım idi. Küçük yaşta İstanbul’a gelerek önce Üsküdar’da Ravza-i Terakki Mektebi’nde, sonra Vefa İdâdîsi’nde okudu. Arkasından, Cumhuriyet devrinde adı ‘Yüksek Öğretmen Okulu’ olarak değiştirilecek Dârülmuallimîn-i Âliye’ye devam ederek, 1905’te bu okulun Fen Şubesi’nden birincilikle mezun oldu. Bu arada, özel olarak Arapça ve Farsça derslerine devam ederek dinî ilimlerde kendisini yetiştirdi. Ayrıca Fransızca öğrendi.

            Şemsettin Günaltay, tabii ilimler okumak üzere Maarif Nezâreti tarafından 1909’da İsviçre’nin Lozan Üniversitesi’ne gönderildi. İstanbul Dârülfünunu’nda yapılan 1915 reformu sırasında Edebiyat Fakültesi’nde Türk Tarihi ve Medeniyet Tarihi müderrisi olan Mehmet Şemsettin aynı zamanda dönemin en yüksek medresesi sayılan Süleymaniye Medresesi’nde de Dinler Tarihi müderrisi idi. Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin İstanbul teşkilâtında görev aldı.

            1920’de Teceddüd Fırkası’nın kurucuları arasında bulunan Mehmet Şemsettin, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin İstanbul teşkilâtında da görevli idi. Bu sırada Mustafa Kemal’in emriyle İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi teşkilâtını kurmaya memur edildi.

            Daha sonra Kuvâ-yi Milliye içinde bulunan ve İstanbul Belediye Meclis Üyeliği ve Reis Vekilliği’ne seçilen Günaltay’ın siyasî hayatının ikinci devresi ise, 1923’te Cumhuriyet Halk Fırkası Sivas Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki görevi ile başladı.

            Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Ortaçağ Tarihi derslerini üzere ‘Ordinaryüs Profesör’ olarak görevlendirildi ve milletvekilliği ile bu görevini birlikte sürdürdü. İlahiyat Fakültesi’nde İslam Tarihi ve Fıkıh Tarihi derslerini, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde ise Türk Tarihi ve Medeniyet Tarihi derslerini verdi.

            Bu sırada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmuş ve Günaltay hoca orada da dersler veriyordu. Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra, Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde (1938-1941) Günaltay’ın ya milletvekiliğini ya da hocalığı tercih etmesi istenmiş; bunun üzerine Ord. Prof. Günaltay, Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü (1890-1966) ve Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı (1888-1977) ile birlikte hocalıktan ayrılmış ve yalnız siyasetle meşgul olmuştur.

            Günaltay, 1923’te Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Sivas Milletvekili olarak Meclis’e girer. Bundan sonra arka arkaya yedi dönem Sivas ve bir dönem Erzincan Milletvekili seçilen Günaltay, İkinci Hasan Saka Hükümeti’nin 14 Ocak 1949’da istifa etmesi üzerine, 15 Ocak 1949 ile 22 Mayıs 1950 tarihleri arasında başbakanlık yapar. Böylece tarihçi Günaltay, Türkiye Cumhuriyeti’nin 14. ve Türkiye’de tek parti döneminin son başbakanı olur.

Eski başbakan ve tarihçi Şemsettin Günaltay 19 Ekim 1961 de Ortaköy Şifa Yurdu nda prostat kanserinden vefat etti. Cenazesi İstanbul Üniversitesi’nde yapılan bir törenden sonra vasiyeti üzerine Ankara Asli Mezarlığı nda kızının yanında toprağa verildi.

Başlıca Eserleri:

  • Zulmetten Nura (1915)
  • Hurafattan Hakikata (1916)
  • İslam Dini Tarihi (1924)
  • Fennin En Son Keşfiyâtından (1910)
  • Tarih-i Edyan (1922)
  • Mufassal Türk Tarihi (1922-24)
  • Felsefe-i Ulâ. İsbat-ı Vacib ve Ruh Nazariyeleri (1923)
  • Maziden Atiye (1923)
  • Müntehap Kıraat (1923)
  • İslâm’da Tarih ve Müverrihler (1923-26)

YUSUF AKÇURA

Yusuf Akçura, 2 Aralık 1876’da Kazan’ın Simbir şehrinde doğmuştur. Babası Hasan Bey fabrikatör, annesi Bîbî Kamer Banu Hatun Kazan’ın tanınmış ailelerindendi. Yusuf daha iki yaşlarındayken babasını kaybetmiş, 1883 yılında yani yedi yaşındayken de annesiyle birlikte İstanbul’a göç etmiştir.

İlköğrenimini Mahmud Paşa ve Kara Hâfız ibtidâîlerinde yapmış sonra Koca Mustafa Paşa Rüşdiyesi’ne yazılmıştır. Bir ara öğrenimini bırakarak Kazan’a gittiyse de bir yıl sonra İstanbul’a dönüp rüştiyeye devam etmiş ve 1892’de de Harbiye’ye kabul edilmiştir. Harbiye’de ikinci sınıftayken tutuklanmış fakat çalışkan bir öğrenci olması nedeniyle cezasını çektikten sonra tekrar Harbiye’ye dönmüştür. Mezun olduktan sonra erkânıharp sınıfına ayrılmış ancak Jön Türkler’le ilgisi olduğu gerekçesiyle tekrar tutuklanmıştır. Tutuklandıktan sonra Fizan’a sürülmek üzere Trablusgarp’a gönderildiyse de orada serbest bırakılarak rütbesi iade edilmiştir. Bir müddet burada Erkân-ı Harbiyye Kalemi’nde çalışıp muallimlik yapmıştır. 1899 yılında öğrenimini tamamlamak maksadıyla Tunus’a kaçmış, aynı yıl Paris’e geçerek Serbest Siyasal Bilgiler Okuluna yazılmıştır. Burada önce Sadri Maksudi ile daha sonra Jön Türk hareketinin liderlerinden Ahmed Rıza ile tanışarak onun çıkardığı Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde yazılar yazmıştır. 1903 yılında "Osmanlı Devleti Teşkilatı Tarihi Üzerine Bir Deneme" adlı bitirme teziyle okuldan başarıyla mezun olmuştur. Tahsilini tamamladıktan sonra Kazan’a gitmiş burada meşhur Üç Tarz-ı Siyâset makalesini yazmıştır. Üç Tarz-ı Siyâset’teki düşünceleri ve daha sonra bu doğrultuda yazdıkları onun pantürkist olarak tanınmasına sebep olmuştur.

II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra 1908 yılının Ekim ayında da İstanbul’a dönmüştür. Akçura bu yıllarda faaliyete geçen Türkçülükle ilgili derneklerin hemen hepsinin kurucuları arasında yer almıştır. Özellikle Türk Yurdu Cemiyeti’nin yayın organı Türk Yurdu dergisindeki çalışmaları dikkat çeker. Bu çalışmalarının dışında Harbiye’de, Medresetü’l Vâizîn’de, İstanbul Darülfünunu ile Deniz Lisesi’nde siyasi tarih muallimliği yapmıştır. 1917 – 1919 yılları arasında Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti delegesi olarak Batı Avrupa ülkeleriyle Rusya’da bulunmuştur. 1919’da İngilizler tarafından tutuklanmış, Millî Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçmiştir. Önce Maarif Vekâleti’nde, daha sonra da yedek kurmay yüzbaşı olarak Kazım Karabekir’in karargâhında çalışmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk’ün yakın çevresinde yer almıştır. Hariciye Vekâkeleti’ndeki görevinden sonra 1924’te İstanbul mebusu olarak meclise girmiş ve ölünceye kadar yerini korumuştur. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nde çalışmış ve 1932 yılında cemiyetin başkanlığına seçilmiş, İstanbul Üniversitesi’nin yeniden kuruluşunda da Yakınçağ siyasi tarihi profesörü olarak İstanbul’a gitmiştir.

Yusuf Akçura, 11 Mart 1935’te vefat etmiş ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedilmiştir.

 

Başlıca Eserleri:

  • Üç Tarz-ı Siyâset
  • Muâsır Avrupa’da Siyasî ve İçtimaî Fikirler ve Fikrî Cereyanlar
  • Siyâset ve İktisat Hakkında Birkaç Hitabe ve Makale
  • Ulûm ve Târih
  • Üç Haziran Vak’a-i Müessifesi
  • Eski Şûrâ-yı Ümmet’te Çıkan Makalelerimden
  • Osmanlı Saltanatı Müessesâtı Târihine Dair Bir Tecrübe
  • Mevkufiyet Hâtıraları
  • Rusya’daki Türk – Tatar Müslümanlarının Şimdiki Vaziyeti ve Emelleri
  • Şark Meselesine Ait Târîh-i Siyâsî Notları
  • Türk Yılı 1928
  • Târih-i Siyâsî Dersleri
  • Osmanlı Devleti’nin Dağılma Devri
  • Ta Kendim Yahut Defter-i Âmâlim

Yusuf Akçura’nın bu eserler dışında Türk tarihi, Türkçülük, Osmanlı tarihi ve Yakınçağ Avrupa tarihinin siyasi, sosyal ve ekonomik meseleleriyle ilgili pek çok makalesi mevcuttur.

YUSUF BEHÇET BEY

            1848 tarihinde Görice’de doğmuştur. İstanbul’da Valide Rüşdiyesi’nde okumuş ve ayrıca Arapça ve Farsça, İngilizce ve Rumca öğrenmiş ve Fransızca için de “ Lisan Mektebi’ni tamamlamıştır.

            1870 tarihinde Hariciye Nezareti’ne girmiş, 1876’da Londra ve 1878’de Petersburg Sefareti katipliklerine, 1880’de Babıali Tercüme Odası Müdürlüğü’ne ve aynı zamanda Galatasaray Mektebi tercüme dersi öğretmenliğine tayin edilmiştir.

            Yusuf Behçet Bey’in Matbuat Müdürlüğü’ne tayin tarihi 1892’dir. 1901 senesinde bu görevinden ayrılan Yusuf Behçet Bey bundan sonraki hayatını aynı sene içinde Şûrayı Devlet Tanzimat Dairesi Azalığında, 1912’de Manastır Valiliğinde ve oradan tekaüt olarak Terkos Su Şirketi Müdürlüğü’nde ve bazı mali kurumların idare meclisi âzalıklarında bulunarak geçirmiş ve 1936’da İstanbul’da vefat etmiştir.

ZEKİ VELİDİ TOGAN

            Asıl adı Ahmet Zeki olan Zeki Velidi Togan, Başkurdistan’ın İsterlitamak bölgesinde 10 Aralık 1890 doğdu. Daha ilk medrese öğrenimini yaparken bir yandan da özel Rusça dersleri alıyordu. 1902 yılında orta öğrenimi için Ütek'te bulunan dayısı Habib Neccar'ın medresesine gitti. Buradaki öğrenimi sırasında Arapça dersleri alarak dil bilgisini geliştirdi.

            1908 yılında Kazan’a geldi. Eğitimine burada devam etti. 1909 yılında mezun olduğu Kasımiye medresesinde Türk Tarihi ve Arap Edebiyatı Tarihi Muallimi oldu. 1911 sonlarında yayınladığı Türk ve Tatar Tarihi adlı kitabı sayesinde meşhur olmaya başladı. Bu eserin iyi yankıları sayesinde Kazan Üniversitesi Arkeoloji ve Tarih Cemiyeti’ne Aza seçildi.

            Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak 1916’da Duma’ya seçildi. 1923 yılında

Fransa’ya gitti. Paris kütüphanelerinde ve Berlin Devlet Kütüphanesinde doğu yazma eserleri üzerinde çalıştı.

            Zeki Velidi Togan, tarih alanındaki önemli çalışmalarından dolayı 1925’te Türkiye’ye davet edildi. 1927’de İstanbul Darülfünununda Türk tarihi ve Tarihte Usul muallimliğine tayin edildi. 1932’de yapılan Birinci Türk Tarih Kongresinde resmî tarih tezine aykırı fikirler savunduğu için görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Daha sonra Viyana’ya gitti. Viyana Üniversitesinde İbn-i Fadlan’ın Seyahatnamesi adlı teziyle doktorasını bitirdi. Bonn ve Göttingen üniversitelerinde ders verdi. 1939’da tekrar Türkiye’ye dönen Zeki Velidi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde profesör olarak göreve başladı. Genel Türk Tarihi kürsüsünü kurdu. Daha sonra ordinaryüs profesör oldu.

            Turancı siyasî faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla 1944’de tutuklandı. Bir sene kadar tutuklu kaldıktan sonra, mahkeme kararıyla beraat etti. 1948’de Edebiyat Fakültesindeki görevine tekrar döndü. 1950’de İslâmî Tetkikler Enstitüsünü kurarak, ölünceye kadar bu enstitünün müdürlüğünü yaptı. İstanbul’da 1970’te vefat etti.

 

Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı

Prof. Dr. Arif Müfit Mansel (1905-1974)

Arif Müfid Mansel 1905 yılında İstanbul’da doğmuştur. İstanbul Alman Mektebi ve St. Benoit’dan mezun olur. Ünlü Alman arkeoloğu Theodor Wiegand, dostu Halil Edhem’e şükran ifadelesi olarak iki Türk gencinin Almanya’da burslu olarak tahsil etmeleri için resmi bir yazı gönderir ve bu iki genci  Halil Edhem Bey tarafından seçilmesini arzu eder. Bu teklif üzerine Halil Edhem Bey, Arif Müfid ve Ahmet Rufai’yi seçerek 1925 yılında Almanya’ya gitmelerini sağlar. 1929 yılında Arif Müfid Almanya’ya gidişinin henüz 4. yılında ve henüz 24 yaşındayken “Stockwerkbau der Griechen und Römer” adlı tezle Doktor unvanını alır. Doktorasının ardından yurda döner ve 1935-1946 yılları arasında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde görev yapar. 1936 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, kendisini Müze Müdür Muavinliği uhdesinde kalmak üzere İlk Çağ Tarihi Doçentliğine tayin eder ve dersler vermeye başlar. 1944’te Profesör olan Mansel 1946’da İ.Ü. Klasik Arkeoloji Kürsüsünü kurar. Anadolu’nun güney kıyılarındaki Side ve Perge antik kentlerinde kazılar yapan Mansel vefat ettiği 1974’e dek bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür.

Prof. Dr. Afif Erzen (1913-2000)

24 Ekim 1913’te Malatya’da doğan A. Afif Erzen; ilköğrenimini Mahalle Mektebi’nde gördükten sonra, 1925’te Elazığ Ortaokulu’na kaydolmuştur. 1932 yılında Sivas Erkek Lisesi’ni birincilikle bitiren Erzen,  Tarih eğitim ve öğretimi tahsil etmek üzere 1933’te Almanya’ya gönderilmiş ve 1940’da Türkiye’ye kesin dönüş yapmıştır. Bu süre zarfında doktorasını Leipzig Üniversitesi’nde ünlü Eskiçağ tarihçisi Prof. Dr. Helmut Berve’nin yönetiminde yapmıştır. “Kilikien bis zum Ende der Perserherrschaft” konu başlıklı doktora tez çalışmasını 1939’da tamamlamış, 1940 Eylül ayında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Kürsüsü’ne asistan olarak tayin edilmiştir. Dr. Afif Erzen 1944’te “İlkçağda Ankara” konu başlıklı “Doçentlik Takdim Tezi” ile birlikte aynı kürsüde doçent olmuştur. 1953’te Sinop’ta, 1954’te Ereğli-Daskyleion’da ikinci başkan olarak bulunan Erzen Side ve Perge kazılarına da iştirak etmiştir. 1955’te Eskiçağ Tarihi Profesörlüğü’ne yükselmiştir. 1 yıl sonra 1956’da Eskiçağ Tarihi Kürsüsü “Kürsü Başkanlığı” na seçilir. 1959-1963 yılları arası Van-Toprakkale’de, 1961-1986 arası 25 yıl kesintisiz olarak Van-Çavuştepe’de arkeolojik kazıları yöneten Erzen, bunların yanında Van Kalesi ve Van Kalesi Höyüğü’nde de incelemelerde bulunmuştur. 1962-1964 arasında ise Ernis-Ünseli civarındaki Alacahan ve Evditepe nekropollerinde de kurtarma kazısı gerçekleştirir. 1967-1970 arasında üst üste iki dönem münsebiti olduğu Edebiyat Fakültesi “Dekanlığına” seçilen Afif Erzen 1967 yılında Van’da Edebiyat Fakültesi’ne bağlı olarak “Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırmaları Merkezi” ni, ayrıca 1969 yılında Edirne’de “Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi”ni kurmuştur. 29 Ağustos 2000’de vefat etmiştir. Başlıca eserleri: Tarsus Kılavuzu, İstanbul 1946. Doğu Anaodolu ve Urartular, Ankara 1992. İlkçağ Tarihinde Trakya, İstanbul 1994.

Prof. Dr. Clemens Emin Bosch (1899-1955)

Clemens Emin Bosch 6 Ekim 1899’da Almanya’nın Köln kentinde doğdu. 1911-1920 yılları arasında ilk ve orta öğrenimini Eberstadt ve Darmstadt’ta tamamlayan Clemens Bosch Berlin ve Heidelberg’te Eskiçağ Tarihi eğitimi aldı. 1925 yılında Heidelberg Üniversitesi’nde doktor unvanını aldı. Alman Eğitim Bakanlığı’nın bursu ile 1925-26’da Berlin ve Halle’de Küçük Asya’nın Eskiçağ Tarihi üzerine çalıştı. Çalışmalarını Küçük Asya’da basılan Roma İmparatorluk Dönemi sikkeleri üzerine yoğunlaştıran Clemens Bosch 1932’de Halle Üniversitesi’nde doçent unvanını aldı. 1933’te Almanya’da Nazilerin başa geçmesiyle, Yahudi olan eşiyle birlikte Almanya’yı terk etmek zorunda kalmışlardır. 1935’te İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin sikke kabinesinde göreve başlayan Bosch 1938’de İslam dinine geçerek Emin adını almıştır. 1939 yılından itibaren İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi kürsüsünde Profesör olarak Roma Tarihi ve Antik Numismatik dersleri vermeye başlamıştır. Hastalığının ilerlediği 1950 yılına kadar derslerine ve bilimsel çalışmalarına devam eden Bosch, Temmuz 1955’te İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Clemens Bosch’un öncülüğünde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi kürsüsünde başlayan Numismatik çalışmaları kesintisiz olarak sürdürülmektedir.

Ord. Prof. Dr. Kurt Bittel (1907-1991)

1907’de Almanya’nın Heidenheim an der Brenz kentinde doğan Kurt Bittel 22 yaşındayken “Kelten in Württemberg” isimli çalışmasıyla doktorasını tamamlamıştır. 1930/1’de Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün seyahat bursu ile Hattuşa’ya gitmiştir. 1938’de Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi müdürü olan Bittel, 1931-1977 yılları arasında Hititlerin başkenti Hattuşa’da kazılar yapmıştır. 1946’da Tübingen Üniversitesi’nde Profesör unvanını alan Kurt Bittel 1950 yılında Prof. Dr. Halet Çambel ile İ.Ü. Edebiyat Fakültesi’nde Prehistorya Kürsüsü’nü kurmuştur. 1991’de yaşamını yitiren Kurt Bittel’in çok sayıda kitap ve makalesi bulunmaktadır.

Prof. Dr. Oktay Akşit

1954 yılında Klasik Diller ve Edebiyatları Bölümü’ne asistan olarak atanmış olan Oktay Akşit, söz konusu görevini 1958 yılına değin sürdürdükten sonra Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Kürsüsü'ne geçmiş ve “Profesör” unvanıyla 1994 yılında emekli oluncaya ka­dar akademik kariyerine orada devam etmiştir. Yayınları arasında Roma İmparatorluk Tarihi M.Ö.27 - M.S.192, Hellenistik ve Roma Devrinde Likya, Likya Tarihi, Manisa Tarihi (Magnesia ad Sipylum): başlangıçtan M.S. 395 yılına kadar sayılabilir.

Prof. Dr. Adnan Pekman (1922-2008)

Prof. Dr. Adnan Pekman 1922 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fransız St. Michel okulunda, Lise öğrenimini Kabataş Erkek Lisesi’nde yaptı. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi, edebiyat Fakültesi, Klasik Arkeoloji Bölümünde tamamladı. 1951 yılında Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalına asistan olarak atandı. 1956 yılında “Perge Tarihi” konulu tezle “Doktor” unvanını kazandı. 1963 yılında “Panphylia Tanrıları” adlı çalışmasıyla Doçent unvanını alarak, Doçent kadrosuna atandı. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalında profesör oldu. Prof. Dr. Adnan Pekman 30.01.1989 tarihinde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrılmıştır. Antalya bölgesinde “Side” ve “Perge” Phrygia’da ‘Yazılı Kaya’, Doğu Anadolu’da ‘Van’ ve ‘Çavuştepe’ kazılarına da katılmıştır. Prof. Dr. Adnan Pekman 2008 yılında hayatını kaybetmiştir.

Prof. Dr. Bahadır Alkım (1915-1981)

28 Şubat 1915’te İzmir’de doğmuştur. 1935’te Yüksek Öğretmen Okulu sınavını kazanarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde- o zamanki adı ile- Sümer-Eti Filolojisi, Arkeoloji ve Eskiçağ Tarihi öğrenimine başlamış ve 1939’da mezun olmuştur. 1941’de İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Hititoloji asistanı olarak tayin edilmiştir. 1944’te doktora, 1945’te doçentlik sınavlarını vermiştir. 1960’da Profesör olan Prof. Alkım, Eski ön asya Dilleri ve Kültürleri Bölümü başkanı oldu. Bu görevini uzun yıllar sürdürdü. 1962-75 arasında ders verdiği Robert Kolej’in 1963-64 dönemindeki Türk müdürü oldu. Bugünkü adı Boğaziçi Üniversitesi olan bu kurumda Arkeometri Enstitüsü’nün kurulmasına önemli katkılarda bulundu. 1939′dan başlayarak Alacahöyük, Alalah gibi kazılara katılan Alkım, 1947′de Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçildikten sonra, kazılarını bu kurum adına yürüttü. Alkım çeşitli yazıtların çözümüne, özellikle Hitit filolojisine önemli katkılarda bulunmuştur. Yerli ve yabancı süreli yayınlar­da çok sayıda makalesi yayımlanmıştır. Alkım, 1981 yılında vefat etti.

Prof. Dr. Sabahat Atlan (1913-1984)

Sabahat Atlan 31 Aralık 1913’te Yunanistan’da Selanik yakınlarındaki Vodina’da (modern Edessa) doğdu. Ailesi Yunanistan’dan Ayvalık’a göç ettiğinden çocukluğu burada geçti. 1935/6’da İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavında başarılı olarak 1936’da Almanya’ya Arkeoloji ve Yakındoğu dilleri eğitimi almak üzere gönderildi. Üç yıl sonra II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Almanya’dan dönmek zorunda kaldı. 1940’ta Tarih bölümünde dersler veren Prof. Dr. Clemens E. Bosch’un derslerini Almancadan Türkçeye çevirmek üzere asistan olarak göreve başladı. 1951’de doktorasını tamamlayan Atlan 1952’de doçent 1964’te profesör unvanını aldı. “Roma Tarihinin Ana Hatları I. Kısım Cumhuriyet”, 1947-1967 Yılları Side Kazıları Sırasında Elde Edilen Sikkeler”, “Grek Sikkeleri” başlıca yapıtlarıdır. Prof. Dr. Sabahat Atlan 1984 yılında 71 yaşındayken İstanbul’da hayatını kaybetti.

Prof. Dr. Nezahat Baydur

16 Eylül 1926’da Manisa’da doğan Nezahat Baydur 1946-1950 yılları arasında Istanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır.  1953’te Arkeoloji bölümü seminer kitaplığında kütüphaneci olarak göreve başlamıştır. Kütüphanecilik görevi sırasında Alexander von Humbolt bursunu alarak Marburg Üniversitesi’nde Prof. Dr. F. Martz ve Prof. Dr. F. Brommer’in seminerlerine katılmıştır. 1959’da Arkeoloji bölümünde asistan olan Baydur, 1961’de Eskiçağ Tarihi kürsüsüne geçmiştir. 1964 doktorasını tamamlayan Nezahat Baydur, 1968’de doçent 1979’da Profesör unvanını kazanmıştır. 1988 yılında emekli olana kadar Eskiçağ Tarihi kürsüsünde Roma Tarihi ve antik numismatik dersleri vermiştir.

Prof. Dr. M. Taner Tarhan

2 Şubat 1941’de İstanbul’da doğan M. Taner Tarhan öğrenimine 1948’de Bakırköy İlkokulu’nda başlamış, 1956’da Bakırköy Ortaokulu’nu, 1961’de Pertevniyal Lisesi’ni bitirmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, “Prehistorya ve Klasik Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Tarhan’ın Tezli sertifikası “Klasik Arkeoloji” yardımcı sertifikaları, “Prehistorya”, “Eskiçağ Tarihi” ve “Bizans Sanatı’dır. 1965’te, Ord.Prof. Dr. Arif Müfid Mansel yönetimindeki “Side Müzesi Antik Taş heykeltraşiye Ait Eserler Kataloğu’nu “Lisans Tezi” olarak hazırlamış ve 1966’da mezun olmuştur. 1966’da Eskiçağ Tarihi Kürsüsü’ne asistan tayin edilmiş 1966-1972 arasında, Prof. Dr. Afif Erzen yönetimindeki “Eskiçağ Tarihinde Kimmerler” konulu ‘Doktora Tezi’ni tamamlamıştır. 1978’de “M.Ö. XIII.Yüzyılda  Uruatri ve Nairi Konfederasyonları” konulu “Doçentlik Tezi” ile “Doçent” olmuştur. The Old City of Van and the Van Fortress ,Turkey, İstanbul 1986. “Profesörlük Baş Yapıtı” ile 1988’de  ‘profesör’ unvanını almıştır. 1983-1991 arası Van Kalesi ve Eski Van Şehri Kazıları’nda kazı başkanlığını yürütmüştür. 2000-2004 yılları arasında İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Dekanlığı görevini yerine getiren Tarhan, 15.02.2008’de yaş haddinden emekli olmuştur.

Prof. Dr. Mehmet Özsait

25 Kasım 1938 yılında Samsun’un Ladik ilçesinde doğdu. 1958’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne yazıldı. Çapa Yüksek Öğretmen Okulu sınavını da kazanarak öğrenimine Milli Eğitim Bakanlığı’nın burslu öğrencisi olarak devam etti. Fakültedeki lisans eğitimi sırasında, Eskiçağ Tarihi’ni tezli sertifika, Ortaçağ, Yeniçağ ve Sonçağ tarihlerini de yardımcı sertifika alarak tamamladı. 1962-1966 yılları arasında Samsun Ondokuzmayıs Lisesi ve Samsun Maarif Koleji’nde Tarih ve Felsefe öğretmeni olarak görev yaptı. 1966’da İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi kürsüsünde asistan olarak göreve başlayan Özsait, 1973 yılında doktorasını tamamladı. “Hellenistik ve Roma Devrinde Pisidya Tarihi” konulu doçentlik teziyle 13 Kasım 1979’da doçent, “İlkçağ Tarihinde Yalvaç-Antiokheia” aslı çalışmasıyla 14 Ekim 1988’de profesör unvanını aldı. 1993-2006 yılları arasında Isparta Harmanören’de (Göndürle Höyük) arkeolojik kazılar yapmıştır. 25 Kasım 2005 yılında emekli olmuştur.

Prof. Dr. Veli Sevin

3 Nisan 1944’te Ödemiş’te doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki eğitimini, Eskiçağ Tarihi, Klasik Arkeoloji ve Eski Önasya Kültürleri kürsülerinde okuyarak tamamlamış (1965-1968) aynı yerde Lydia uygarlığı üzerine doktora yapmıştır (1969-1973). 1979’da doçent, 1988’de de profesör olmuş İstanbul Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde Eskiçağ Tarihi ve Anadolu-Mezopotamya Arkeolojisi üzerine dersler vermiştir (1980-1999). İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürlüğü (1993-1999) ve Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü genel sekreterliği (1993-1995) görevlerinde bulunmuştur. 1999’da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ne geçti; rektör yardımcılığı, Güzel Sanatlar Fakültesi kurucu dekanlığı ve Arkeoloji Bölümü başkanlığı yapmıştır. 1981-1986 yıllrı arasında İmikuşağı, 1992-1999 yılları arasında ise Karagündüz Höyüğü ve Nekropolü kazılarını yürütmüştür.

Prof. Dr. Oktay Belli

3 Nisan 1945 yılı Kars doğumlu olan Belli,  1970 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi “Eski Önasya Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nden mezun olmuştur. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne bağlı “Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırmaları Merkezi’nin bilimsel sekreterlik kadrosuna atandı. 1973 yılında Eskiçağ Tarihi Bölümü’nde “Urartular Çağında Van Bölgesi Yol Şebekesi” adlı doktora tezini hazırlamış, 1982 yılında Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nın Yardımcı Doçent, 1989 yılında aynı Anabilim Dalı’nın Doçent, 1995 yılında da Profesör kadrosuna atanmıştır. 1969-1981 yılları arasında Prof. Dr. Afif Erzen başkanlığında yürütülen ve Urartu Krallığı’nın başkentliğini yapan Van Kalesi ve Toprakkale ile Çavuştepe ve Giyimli (Hırkanis) kazılarına, ayrıca 4 kazı dönemi de Trakya’da bulunan Enez Kazılarına, 1982-1985 yılları arasında Prof. Dr. Veli Sevin başkanlığında yürütülen İmikuşağı Kurtarma Kazısı’na katılmıştır. 1991-2007 yılları arasında “Aşağı ve Yukarı Anzaf Urartu Kaleleri” kazılarına  başkanlık etmiştir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde “Ulaşım Şebekesi”, “Madencilik Faaliyetleri” ve “Baraj Gölet ve Sulama Kanalları” konusunda araştırmalar yapmıştır. 2012 Nisan ayında emekli olmuştur.

 

Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı

Ord. Prof. Mükrimin Halil Yınanç (1900-1961)

1900 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. 1919’da İstanbul Darülfününü Edebiyat Fakültesi Tarih Şubesi’nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Tarih-i Osmanî Encümeni Kütüphanesi’nde çalışırken bir yandan da çeşitli okullarda Tarih öğretmenliği yapmış ve 1933 yılı Eylül’ünde Dârülfünun’un Üniversite’ye dönüştürüldüğü sırada Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Doçent olarak göreve başlamıştır. 1941 yılında Profesör olan Mükrimin Halil Yinanç, 1946 yılında çıkan Üniversiteler Kanunu ile Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Eskiçağ Tarihi, Ortaçağ Tarihi, Yeni ve Yakın Çağlar Tarihi gibi kürsüler kurulunca, Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nün ilk başkanı olmuştur. 1957’de Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Ali Tanoğlu tarafından Ordinaryüslük için Profesörler Kurulu’na teklif edilmiş ve aynı yıl Ordinaryüs Profesör olmuştur. 1959’da ise Edebiyat Fakültesi Profesörler Kurulu’nda en çok oyu alarak senatör seçilmiştir. 1 Aralık 1961 Cuma sabahı, öğrencilerine ders verirken fenalaşır ve tedavi için kaldırılmış olduğu Haseki Hastahanesi’nde 22 Aralık 1961 Cuma günü sabahı vefat etmiştir.

Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı (1888-1977)

1888 yılında İstanbul Eyüp’te doğdu. 1912 yılında İstanbul Darülfünun’un Edebiyat Şubesi’ni bitirdikten sonra Kütahya İdadîsi tarih-coğrafya muallimliğine tayin edildi. Çeşitli şehirlerde öğretmenlik ve idarecilik yapan Uzunçarşılı, 9 Ekim 1927 tarihinde Balıkesir milletvekili seçildi. Milletvekili olarak 24 yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne katılmıştır. Milletvekili olarak Ankara’da bulunduğu dönemde de araştırmalarına ve tarih hocalığına devam etti. 1932’de Atatürk’ün emriyle milletvekilliği ile beraber İstanbul Dârülfünun’u Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde müderris olarak ders vermeye başladı. 1933 Üniversite Reformu’ndan sonra ise Ordinaryüs Profesör olarak Edebiyat Fakültesi’ndeki görevine devam etti. Burada Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemlerine ait dersler verdi. O, arşiv malzemesini kullanan ve belgelerdeki bilgileri eserlerinde işleyen ilk tarihçilerimizden ve Türkiye’de modern tarihçiliğin kurucuları arasında idi. Yapmış olduğu çalışmalar, kendisine “emirü’l-muharrirn” lakabının verilmesine sebep olmuştu. 10 Ekim 1977 Pazartesi günü vefat eden Uzunçarşılı, Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilmiştir. Uzunçarşılı’nın çok sayıdaki çalışmaları içinde bilhassa Osmanlı Tarihi, bugün de önemini koruyan önemli bir başvuru eseridir.

Ord. Prof. Mehmed Şemseddin Günaltay (Başbakan) (1883-1961)

1883 yılında şimdiki adı Kemaliye olan Eğin’de doğdu. Cumhuriyet devrinde adı Yüksek Öğretmen Okulu olarak değiştirilecek olan Dârülmuallimîn-i Âliye’ye devam ederek 1905 yılında bu okulun Fen şubesinden birincilikle mezun oldu. Bu arada özel olarak Arapça ve Farsça derslerine devam ederek dinî ilimlerde kendisini yetiştirdi. Ayrıca Fransızca öğrendi. İstanbul Dârülfünunu’nda yapılan 1915 reformu sırasında Edebiyat Fakültesi’nde Türk Tarihi ve Medeniyet Tarihi müderrisi olan Mehmed Şemseddin aynı zamanda dönemin en yüksek medresesi sayılan Süleymaniye Medresesi’nde de Dinler Tarihi müderrisi idi. 1919’da ise Edebiyat Fakültesi İslâm Kavimleri Tarihi ve Süleymaniye Medresesi İslâm Felsefesi müderrisliklerine tayin olundu. Şemseddin Günaltay 1924 yılında Dârülfünun İlahiyat Fakültesi’nde İslâm Tarihi ve Fıkıh Tarihi müderrisi ve aynı zamanda Fakülte Sekreteri olmuştu. Ertesi yıl bu fakültenin Dekanlığına getirildi. Şemseddin Günaltay, 1933 Üniversite Reformu’ndan önce İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi ile İlâhiyat Fakültesi’nde Türk Tarihi, İslâm Tarihi ve Medeniyet Tarihi derslerini vermekteydi. Dârülfünun’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürülmesinden sonra da Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Ortaçağ Tarihi derslerini vermek üzere Ordinaryüs Profesör olarak görevlendirildi ve milletvekilliği ile bu görevini birlikte sürdürdü. Bu sırada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmuş ve Günaltay hoca orada da dersler veriyordu.

Tarih Müderrisi Mehmet Şemsettin, meslek hayatına başlar başlamaz, siyasetle de ilgilenir. Daha 1915’te İttihat ve Terakki Fırkası’ndan Ertuğrul (Bilecik) mebusu seçilerek Meclis’e girer. Bu görevi Meclis-i Mebusan’ın kapatıldığı 1920’ye kadar sürer. 1923’te Cumhuriyet Halk Fırkası Sivas Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki görevi ile başlar. II. Dönem (Ara Seçim), III., IV., V., VI., VII. ve VIII. Dönem Sivas, IX . Dönem Erzincan Milletvekilliği, V. Dönem Teşkîlât-ı Esâsiye Encümeni Reisliği, VI. ve VIII. Dönem TBMM Başkanvekilliği yapmıştır. Şemsettin Günaltay, 1949’da Hasan Saka’nın istifası üzerine başbakanlığa getirilmiş ve Demokrat Parti iktidarına kadar bu görevini sürdürmüştür. CHP İstanbul il başkanlığı ve 27 Mayıs1960 darbesinden sonra Kurucu Meclis Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciliği (6 Ocak1961 - 25 Ekim1961) da yapan Günaltay, 1961’de İstanbul senatörü seçildi, ancak göreve başlayamadan vefat etmiştir.

Siyaset ile ilim adamlığını beraber yürüten Günaltay, yoğun siyasî faaliyetine rağmen hayatı boyunca ilimden ve ilim çevresinden bir an bile olsun ayrılmamıştır. 1941’de Türk Tarih Kurumu başkanlığına seçilerek bu görevini vefat etmiş olduğu 1961 yılına kadar 20 yıl sürdürmüştür.

Prof. Dr. Fikret IŞILTAN

Prof. Dr. Fikret IŞILTAN 1915 yılında İstanbul’da doğdu. 1933 yılında kazandığı imtihanla yüksek 1934’de Almanya’ya gitti. Berlin Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde Yüksek Öğrenimine başladı. 1940 yılında “Die Seltscuken-Geschicte des Aksarayi” adlı teziyle doktor unvanını aldı. Yurda dönüşünün ardından bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1944 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne Ortaçağ asistanı olarak girdi. 1953 yılında “Urfa Bölgesi Tarihi (Başlangıcından h. 210 = 825)” adlı teziyle doçent olan Işıltan 1962 yılında Profesör oldu. Hocası M. H. Yinanç’ın 1961 yılında vefat etmesinin ardından Ortaçağ Tarihi Kürsüsü Başkanı olan Prof. Dr. Fikret IŞILTAN, bu kürsüde İslam Tarihi, Bizans Tarihi, Haçlı Seferleri Tarihi ve Avrupa Ortaçağ Tarihi derslerini verdi. 1970 yılında Türk Tarih Kurumu asli üyeliğine seçilmiş ve 1983’den sonra kurumun yönetim kurulunda da görev aldı. 1976 yılında İstanbul Üniversitesi Senato üyeliğine seçilen Işıltan, Temmuz 1983’de Tarih Araştırma Merkezi Müdürlüğüne, Kasım 1983’de ise Tarih Bölüm Başkanlığına getirilmiş ve bu yılın sonunda yaş haddinden emekli olmuştur. Pek çok telif ve tercüme eseri olan Işıltan’ın, Steven Ruciman’dan “Haçlı Seferleri Tarihi” ve J. Welhausen’den “İslamiyetin İlk Devrinde Dini-Siyasi Muhalefet Partileri” adıyla çevirdiği eserler meşhurdur.

Prof. Dr. Muammer Kemal ÖZERGİN (1930-1986)

1930 yılında İstanbul’da doğdu. 1955 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih ve Türkoloji bölümlerinden mezun oldu. Aynı yıl Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’ne asistan olarak kabul edildi. 1959 yılında “Anadolu Selçukluları Çağında, Anadolu Yolları” adlı teziyle doktor, 1968 yılında “Dımaşk Melikliği ve Dımaşk Atabegi Zahir el-Din Toğtekin” adlı teziyle doçent oldu. 1971 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne geçti. 1973 yılında da Trabzon KTÜ Temel Bilimler Fakültesine geçti. 1974 yılında Profesör olan Özergin, Yüksek İslam Enstitüsü’nden görev yapmış ve buradan emekli olmuştur. Kitabeler, sikkeler ve özellikle tarihin edebi kaynakları konusunda çalışmaları olan Özergin 1986 tarihinde vefat etmiştir.

Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız (1937-1992)

1937 yılında Artvin’de doğdu. 1960-1961 öğretim yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nden mezun oldu. Aynı yıl Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’ne Asistan olarak tayin edildi. “Samerra Devrinin Sonuna Kadar İslâm Devletinde Türkler” konulu çalışması ile 1972 yılında Doçent, “Azerbaycan’da Hüküm Sürmüş Bir Türk Hanedanı: Sâc-Oğulları” isimli takdim tezi ile de 1979 yılında Profesör oldu. 21 yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde görev yapmış olan Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız, 1961 yılından itibaren Lisans seviyesinde “Osmanlıca”, “Ortaçağ Tarihi Bibliyografyası”, “İslâm Tarihi” ve “İslâm Medeniyeti Tarihi” derslerini okutmaktaydı. 1982 yılında yeni kurulmuş olan Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’ne “Kurucu Dekan” olarak tayin edildi. Burada Rektör Yardımcılığı, kısa bir süre için Eğitim Fakültesi vekil Dekanlığı, 10 yıl Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı yaptıktan sonra 1992 yılında Marmara Üniversitesi Rektörü seçildi, bu son görevinde iki ay kadar hizmet etti, zira yakalandığı amansız hastalık sonrasında 23 Ekim 1992 Cuma günü vefat etti.

Prof. Steven Runciman (1903-2000)

Tam adı James Cochran Stevenson Runciman olup Steven Runciman olarak tanınmıştır. 7 Temmuz 1903 tarihinde Northumberland’da doğdu. 1921’de Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Trinity College’e girdi ve buradan mezun oldu. 1942-1945 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde Bizans Sanatı ve Tarihi hocası olarak bulundu. En önemli eseri olarak kabul edilen ve Haçlı Seferleri Tarihi adıyla Türkçe’ye tercüme edilen çalışmasını bu görevde iken telif etmeye başladı. Çalışmaları Bizans tarihi ve Haçlı seferleri tarihi üzerine yoğunlaşmıştır. 1 Kasım 2000 tarihinde öldü.

Prof. Dr. Işın Demirkent (1938-2006)

1938 yılında İzmir’de doğdu. 1965’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nden “pekiyi” dereceyle mezun oldu. Prof. Dr. Fikret Işıltan’ın danışmanlığında yaptığı “Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi (1098-1118)” adlı çalışmasını 1972 yılı Mart ayında tamamlayarak “Doktor” unvanını aldı. “Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi (1118-1146)” başlıklı çalışmasıyla da 1981 yılı Nisan’ında Doçent unvanını aldı. 1988’de Profesör olan Demirkent, 1994’te Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı’na getirildi. Bu görevini, 2005 yılına kadar sürdürdü. Türk Tarih Kurumu ve The Society for the Study of the Crusades and the Latin East (Haçlı Seferleri ve Latin Doğu Çalışmaları Cemiyeti) gibi akademik kurumlara üye olan Demirkent, yalnız ülkemizde değil dünya çapında tanınan bir akademisyendir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda görev yaptığı dönem içerisinde Haçlı Seferleri, Haçlı Devletleri, Bizans Tarihi, Türk-Bizans Münasebetleri ve Ortaçağ Avrupa Tarihi konularında Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora seviyelerinde dersler vermiştir. Demirkent, arkasında Haçlı Seferleri Tarihi gibi çok sayıda çalışma bırakarak 3 Şubat 2006 Cuma günü, 68 yaşında vefat etti. Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Prof. Dr. Ramazan ŞEŞEN

Prof. Dr. Ramazan Şeşen akademik hayatındaki eğitim-öğretim çalışmalarını Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde tamamladı. 1969 yılında 'Imâdeddin el-Katip el-Isfahânî'nin el-Bark el-Şâmî'sinin Beşinci Cildi' adlı doktora tezini tamamladı. 1978 yılı Nisan ayında ise 'Salâhaddin Devrinde Eyyûbiler Devleti' adlı doçentlik tezini sunmuştur. Bu çalışma halen gerek ülkemizde gerekse yurt dışında önemli bir başvuru kaynağı olmuştur. Ramazan Şeşen, 1982 yılı Ekim ayından ititbaren, çalışmalarını İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) 'nde yapma imkânı bulmuştur. Mayıs 1989 tarihinde, o zamanki adıyla, Mimar Sinan Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Ortaçağ Tarihi Profesörlüğü'ne atanmıştır. Bu fakültede, atandığı tarihten itibaren emekli olana kadar Ortaçağ Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanlığı yapmıştır. Ayrıca,1995 yılından itibaren emekli olana kadar, Tarih Bölümü Başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Şeşen, 15 Ağustos 2004 tarihinde üniversiteden emekli olmasına rağmen, IRCICA'da çalışmalarını sürdürmektedir. Ramazan Şeşen’in “Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı”, “İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri” ve “Selahaddin Eyyubi ve Devri” adlı çalışmaları meşhurdur.

Prof. Dr. Erdoğan MERÇİL

Prof. Dr. Erdoğan Merçil, 1938 yılında İstanbul’da doğdu. 1961 yılında “Amr b. el-As” isimli bitirme teziyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. 1963’de Ortaçağ tarihi Anabilim Dalında asistan olarak göreve başladı. “Ahmed b. Mahmud’un Selçuknamesi’nin Kaynakları” isimli doktora çalışmasını 1969 yılında tamamladı. “Fars Atabegleri Salgurlular” adlı çalışmasıyla doçent oldu. 1978 yılında da “Kirman Selçukluları” adlı çalışmasıyla profesör unvanını almıştır. 1983 yılından 2001 yılına kadar Türk Tarih Kurumu asli üyeliğini de yapan Merçil, ayrıca 1984’den itibaren yaş haddinden emekli olduğu2005 yılına kadar Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini de sürdürmüştür. Çok sayıda kitap, makale, ansiklopedi maddesi, çeviri ve tebliğleri olan hocanın “Müslüman Türk Devletleri Tarihi” ve Ali Sevim ile hazırladıkları “Selçuklu Devletleri Tarihi, Siyaset, Teşkilat, Kültür” adlı eserleri meşhurdur.

Prof. Dr. Fahameddin Başar

09.11.1960 yılında Artvin’de doğdu. 1980 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Aynı bölümde Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda asistan olarak göreve başladı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladığı “Osmanlı Kaynaklarına Göre Osmanlı-Bizans Münasebetleri (1299-1451)” başlıklı doktora teziyle 1991’de Doktor unvanını aldı. 1992-1999 arasında Yardımcı Doçent, 1999-2006 arasında Doçent, 2006-2011 arasında ise Profesör olarak görev yaptı. 2011 yılında emekli oldu. Çalışmaları, kuruluş dönemi Osmanlı tarihi, Anadolu beylikleri tarihi, Osmanlı-Bizans münasebetleri gibi alanlar üzerine yoğunlaşmıştır. Halen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığı’nı yürütmektedir.    

Prof. Dr. Fatma Zerrin Günal

17.03.1960 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1981yılında İstanbul Üniveritesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Mezunu olduğu bölümde Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi (1984), Yardımcı Doçent (1992) ve Doçent (1996) olarak görev yaptı. Daha sonra Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tarih Bölümü’ne geçti ve Profesörlüğe yükseltildi (2002). Halen İstanbul Aydın Üniversitesi’nde görev yapmaktadır.

 

Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı

Prof. Dr. Mehmed Münir Aktepe (1917-1996)

Münir Aktepe, 7 Eylül 1917 İzmir'de doğdu ve çocukluk ve gençlik yıllarını İzmir'de geçirdi. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini İzmir'de tamamladıktan sonra 1936-1937 yıllarında -ortaokul eğitimini de tamamladığı- Karataş Ortaokulu'nda tarih-coğrafya-yurttaşlık dersleri verdi. Ardından İzmir P.T.T idaresinde görev yapmaya başladı ve burada tanıştığı İzmir Valisi Fazlı Güleç ve Halkevi Başkanı Bayan Şehime Yunus'un vasıtasıyla 4 yıllık yüksek öğrenim bursu kazandı. Bu sayede 1937'de İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'ne kaydını yaptırdı. 1942'de "Mahmut II Devrinde Rize ayanı Tuzcu-oğulları isyanı" başlıklı teziyle mezun oldu.

Aktepe, askerlik görevini de yerini getirdikten sonra 1944 yılında fakültenin tercümanlık kadrosuna kitaplık memuru olarak tayin edildi. 1945'de asistan tayin edilerek resmen ilmi kariyerine başlamış oldu. 1949'da "Osmanlı Türklerinin Rumeli'ye Yerleşmesi" adlı doktora tezini tamamlayıp gerekli imtihanlarda da başarılı olan Aktepe, doktorluk unvanına layık görüldü. Bu yıllarda “Naima Tarihi'nin Yazma Nüshaları Hakkında” ve “Osmanlıların Rumeli'de İlk Fethettikleri Çimbi Kal'ası” adlı makaleleri yayınladı. 1952'de Türkiyat Enstitüsü'nde müdür yardımcılığına atandı ve 1954'de "Patrona İsyanı" adlı tezini tamamlayarak doçentliğe yükseldi.

1960'daki ihtilal sırasında sebep bildirmeksizin üniversiteki görevinden uzaklaştırılan Aktepe, bu sırada Edebiyat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti Başkanı ve Türkiye Muallimler Birliği ikinci başkanı olarak görev yapmaktaydı. 1960'da Türkiye Muallimler Birliği'ni temsilen Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve Ankara'da kurucu Meclisin çalışmalarına katıldı. Aynı zamanda 1961-1962 yıllarında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü'nde tarih hocalığı yaptı. Bu sırada üniversitedeki görevi iade edildi ve 1962'de vazifesinin başına döndü. Akademik unvanın son safhasına gelen Aktepe 1964'de profesör oldu ve 1968'de hocası Prof. Cavit Baysun'dan boşalan kadroya tayin edildi. Tüm bu ilmi faaliyetlerinin ve idareciliklerinin yanında tarih araştırmalarına faydalı olmak üzere fakülte bünyesinde Tarih Araştırmaları Enstitüsü kurulmasına da ön ayak oldu. Yine onun gayretleriyle Enstitü'nün yayın organı olan Tarih Enstitüsü Dergisi Ekim 1970'den itibaren yayımlanmaya başladı. Ayrıca 1964'de Türkiye Gayr-ı Menkul Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurumu üyeliğine ve 1967'de Türk Tarih Kurumu asli üyeliğine seçildi. 1970'de Edebiyat Fakültesi Dekanlığına da seçilen Aktepe kısa zaman sonra bu görevi bırakmış ve 1983'de kendi arzuyla emekli olmuştur. 1996 yılında vefat Eden Aktepe’nin, 1720-1724 Osmanlı-İran münasebetleri ve Silahşör Kemani Mustafa Ağa’nın Revan Fetih-Namesi, Mehmed Emni Beyefendi (Paşa)'nın Rusya Sefareti ve Sefaretnamesi, Girid Meselesi: 1866-1889. / Mehmed Salahi,Şem’dânî-zâde Fındıklılı Süleyman Efendi Tarihi: Mür'i't-tevarih. / Fındıklılı Şemdanizade Süleyman Efendi, 1193/1779, Patrona isyanı: 1730, Vak'anüvis Ahmed Lütfi Efendi Tarihi gibi birçok değerli kitap, makale ve ansiklopedi maddesi yayımlamıştır.

Prof. Dr. Mehmed Cenab Şehâbeddin Tekindağ (1918-1983)

20 Ocak 1918 tarihinde İstanbul'un Kabataş semtinde doğan Şehabeddin Tekindağ, ilk ve orta öğrenimini doğduğu semtte tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek öğrenimine başladı ve 1942 yılında mezun oldu. Sonrasında asistan yardımcılığı ve lektörlük görevleri yapan Tekindağ, 1944 yılında Ortaçağ Şark profesörü Mükrimin Halil Yınanç'ın asistanlığına tayin oldu. Bu sırada bir taraftan Karamanoğulları’na dair doktora tezini hazırlarken diğer taraftan İslam Ansiklopedisi için maddeler yazmaktaydı.

1945-1947 yıllarında askerlik vazifesini yerine getirip üniversitedeki vazifesinin başına dönen Tekindağ; 1947 Kasım'ında "Karaman Beyliği:13-15. Asırda Cenubi Anadolu Tarihine Ait Bir Tetkik" adlı tezini tamamlayıp gerekli imtihanlarda da başarılı olarak 1949'da doktorluk unvanını almıştır. 1952'de doçentlik için hazırladığı "Sultan Berkuk ve Zamanı" adlı habilitasyon tezini tamamlayıp 1954' de doçent olarak tayin edildi.

Doktora ve doçentlik tezlerini Ortaçağ Tarihi Kürsüsünde hazırlayan Tekindağ, 1956 yılında kendi isteği üzerine Yeniçağ Tarihi Kürsüsüne nakil oldu.1963 yılında profesörlüğe yükseltildi ve Ord. Prof. Cavid Baysun'un vefatı üzerine, Yeniçağ Tarihi Kürsüsü profesörlüğüne tayin edildi. YÖK Kanunuyla üniversitelerin yeniden düzenlenmesi sırasında bu unvanı, Yeniçağ Tarihi Anabilimdalı Dalı Başkalığı olarak değiştirilmiş ve vefatına kadar vazifesinin başında kalmıştır.

Hayatı boyunca pek çok kitap makale ve ansiklopedi maddesi yayımlayan Tekindağ'ın araştırmalarının büyük bir çoğunluğu Fatih devrinden Kanuni devrine kadar olan zaman dilimiyle alakadır. Bunun yanında dönemin popüler konularına ilmi açıklamalar getiren çalışmaları da bulunmaktadır. İlmi toplantılara çok önem veren Şehabettin Tekindağ, pek çok konferans ve kongreye katkıda bulunmuştur. Bu yoğun çalışma hayatı boyunca bir taraftan da hastalıklarla uğraşmış ve hastalıkların ağırlaşması sonucu 12 Ağustos 1983 tarihinde vefat etmiştir.

Prof. Dr. İsmet Miroğlu

Klasik dönem Osmanlı Tarihi ve özellikle bölge çalışmalarıyla tanınan Prof. İsmet Miroğlu,1944 yılında Bayburt'un Kalecik köyünde doğdu. İlk ve ortaokul eğitimi memleketinde; liseyi ise Erzincan'da tamamladı. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne kaydoldu. Yeniçağ Tarihi Kürsüsünü asıl sertifika olarak seçen İsmet Miroğlu, kürsünün kurucusu Cavit Baysun, Münir Aktepe, Şehabettin Tekindağ, Cengiz Orhonlu, Bekir Kütükoğlu gibi hocalardan dersler aldı. 1969 yılında "Osmanlı-Karaman Münasebetleri (Fatih Devrinde)” adlı bitirme tezini vererek mezun oldu. Mezuniyetinden kısa bir süre sonra, 28 Ocak 1970 tarihinde Yeniçağ Tarihi Kürsüsüne aday asistan olarak tayin edilmesiyle akademik hayatı başladı. 1971'de ise o zamana kadar kullandığı Miral soyadını Miroğlu olarak değiştirmişti.

İlk ilmi makalesi Cengiz Orhonlu’nun teşvikiyle Tarih Enstitüsü Dergisi’nde yayımlayan İsmet Miroğlu, 1974 yılında "XVI. Yüzyılda Bayburt Sancağı" adlı tezini tamamlayarak doktor unvanını aldı. 1981’de tamamladığı “XVI. Asırda Kemah Sancağı” adlı doçentlik tezi, 1990 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası adıyla yayımlandı.

1984 yılında günlük bir gazetede yazdığı yazılar, Tarihten Bir Yaprak adıyla bir araya getirildi. 13 Mayıs 1987'de ise Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğü’nü tedvir ile görevlendirilmesiyle hayatında yeni bir sayfa açılmış oldu.

1989 yılında profesörlük unvanını aldıktan sonra 31 Aralık 1990'da arşivdeki görevinden ayrılarak üniversitedeki görevine dönen İsmet Miroğlu, 24 Temmuz 1991'de Prof. Dr. Bekir Kütükoğlu'nun vefatıyla boşalan Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığına getirildi.

90 Numaralı Mühimme Defteri, Mir'at-ı Hakikat: Tarihi Hakikatların Aynası. / Çorluluzade Mahmud Celaleddin Paşa, Girit hatıraları. / Tahmiscizade Mehmed Macid, XVI. yüzyılda Bayburt Sancağı adlı eserlerinin yanında pek çok makalede yayımlayan Prof.Dr. İsmet Miroğlu yakalandığı hastalığın ağırlaşmasıyla 23 Ekim 1997 tarihinde vefat etmiştir.

Ord. Prof. Mehmed Cavid Baysun (1899-1968)

Ord. Prof. Cavid Baysun, 15 Ağustos 1899 tarihinde Beşiktaş'ta doğdu. İlköğrenimini Beşiktaş'ta, orta öğrenimini Adana ve Nişantaşı Liselerinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yükseköğrenimine başladı. 1926'da buradan mezun oldu fakat bu mesleği yapmayı tercih etmedi. Meslek hayatına önce İstanbul, Kandilli ve Galatasaray Liselerinde tarih öğretmenliği yaparak başladı. 17 Aralık 1937'den itibaren Edebiyat Fakültesi’nde Orta Zaman Garb Tarihi derslerini okutmaya başlayan Baysun, bu esnada vekil doçent olarak görev yapmaktaydı. 1939 senesinde Bogomiller ile ilgili tezini verip asli doçent oldu. Yeniçağ, Ortaçağ ve Bizans Tarihi gibi çeşitli dallarda ders veren Baysun, 1945 yılında Türkiye Tarihi Kürsüsü’nde Türkiye ve Yeniçağ Avrupa Tarihi profesörlüğüne yükseltildi. Aynı yıl, Türk Tarih Kurumunda asli üye seçildi. Bu arada Yıldız Teknik Üniversitesi'nde İnkılâp Tarihi dersleri de vermekteydi. Aynı zamanda idari işlerle de meşgul olan Baysun,1950'de Türkiyat Enstitüsü müdürü, 1955'de daha önce müşavir azalığı yapmakta olduğu İslam Ansiklopedisi'ne müdür oldu. 1960'da yeni bir kararla Ordinaryüs profesörlüğüne yükseltildi.

Başta bizzat idare ettiği Tarih Dergisi ve Türkiyat Mecmuası olmak üzere çeşitli dergilerde makaleleri bulunmaktadır. Müdürü bulunduğu İslam Ansiklopedisi için de pek çok madde hazırladı. Bu maddeler ağırlıklı olarak şehir tarihleri, hal tercümeleri, büyük savaş ve tarihi ıstılahlarla alakalıdır. Bunların yanında metin neşirleri çalışmaları arasında önemli bir yer tutar. Bu tür çalışmaları arasında başta Mustafa Reşit Paşa'nın siyasi yazıları, Cevdet Paşa'nın Tezakir’i ve Gelibolulu Mustafa Ali'nin Meva'idü'n-nefa'is fi Kava'idi'l-mecalis adlı eseri sayılabilir. Bunların dışında daha pek çok eseri bulunan Cavid Baysun, 19 Kasım 1968 tarihinde vefat etmiştir.

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Kütükoğlu (1926-1990)

1926'da Ürgüp'te doğan Prof. Dr. Bekir Kütükoğlu, ilköğrenimini Ürgüp'te; orta öğrenimini Kayseri'de tamamladı. 1944'te Kayseri Lisesi Fen Bölümü'nden mezun olduktan sonra Yüksek Öğretmen Okulu'na başlamış; aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne devam etmiştir. Meslek hayatına Köy Enstitüsü'nde öğretmen olarak başlayan Kütükoğlu, bu sırada İstanbul'da toplanan Müsteşrikler Kongresi’ndeki vazifesi esnasında Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'ın dikkatini çeker ve kendisine asistanlık teklif edilir. Nitekim 1953'te Umumi Türk Tarihi Kürsüsü'nde asistan olmuştur. Ancak Prof. Dr. Cavit Baysun, Kütükoğlu’nun Yeniçağ Tarihi Kürsünü'ne alınmasını arzu etmekteydi ve kendisini önce, 1954 senesinde, müdürü olduğu Türkiyat Enstitüsü’nde müdür muavinliğine getirdi, ardından Yeniçağ Tarihi Kürsüsü'ne asistan olarak aldı.

Bekir Kütükoğlu 1957'de, "Osmanlı-Safevi münasebetleri (1578-1590)" adlı tezini tamamlayarak doktorluk unvanını aldı. 1965'te aynı konunun 1590-1612 yıllarını kapsayan doçentlik tezini tamamladı.1966'da Yeniçağ Tarihi Kürsüsü'nde doçent oldu. 1970'de araştırma yapmak üzere bir süreliğine yurt dışına gitti. Dönüşünü müteakip Fen Fakültesi'nde İnkılap Tarihi derslerini yürütmeye başladı. 1974 yılında Katip Çelebi Fezlekesi’nin Kaynakları adlı eseriyle profesör oldu. 1976 yılından itibaren bir kaç yıl Edebiyat Fakültesi'nde İnkılap Tarihi dersleri verdi. 1983'te Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı'na yükseldi. Aynı yıl Edebiyat Fakültesi İslam Araştırma Merkezi Müdürlüğü'ne getirildi. 1990 yılında Tarih Bölümü Başkanlığı'na getirildi ve vefatına kadar görevinin başında kaldı. Ayrıca 1983'te Türk Tarih Kurumunda, 1985'te Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü'nde asli üye seçildi.

Araştırmalarında Osmanlı-İran ilişkileri üzerinde durdu. Doktora ve doçentlik tezlerini bu konuda hazırladı. Ancak araştırmalarının asıl ağırlık noktasını Osmanlı tarih yazıcılığı ve metin neşirleri oluşturur. Bu konuda ilk çalışması "Müverrih Vasıf’ın Kaynaklarında Hâkim Tarihi" adlı makalesidir. Aynı zamanda Yeniçağ Tarihi Kürsüsü mensuplarınca hazırlanan Gelibolulu Mustafa Ali'nin Mevaidü'n-nefais fi Kavaidü'l-mecalis adlı eserinin nüsha farklılıklarını tespit etti. Daha sonra Çeşmi-zade Mustafa Efendi'nin Tarihi'nin tahlilini ve edisyon kritiğini yaptı ve yayımladı. İslam Ansiklopedisi için yazdığı "Vekayi'nüvis" maddesi de bu tür çalışmaları arasında sayılmaya değerdir.

Bekir Kütükoğlu tüm bu çalışmalarının yanında ilmi yayın ve araştırma heyetlerinde de yer alırdı. Pek çok madde de yazdığı İslam Ansiklopedisi'nde muhassar üye ve muhassar müdür olarak çalıştı. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan İslam Ansiklopedisi'nin hazırlık çalışmasında bulundu. Tercüman Gazetesi tarafından yayımlanan "1001 Temel Eser" serisi kitaplarının neşrinde çalıştı. Bu arada Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun Evliya Çelebi Seyehatnamesi'nin neşri için kurduğu komisyonun başkanlığına getirildi.

Tüm bu yoğun çalışma temposu içinde, yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen sayısız konferans, kongre ve seminere katılmaya özen gösteren Kütükoğlu, ardında pek çok değerli eser bırakarak 28 Haziran 1990 tarihinde vefat etti. Yayımlanan eserleri arasında;Katib Çelebi Fezleke'sinin Kaynakları, Osmanlı - İran Siyasi Münasebetleri: 1578-1590, Vekayi nüvis: makaleler zikredilebilir.

Prof. Dr. Feridun Mustafa Emecen

Prof. Dr. Feridun Emecen 1958'de Giresun'un Bulancak ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde yükseköğrenimine başladı. Öğrenciliği esnasında Tarih Enstitüsü Kitaplığı'nda çalıştı. 1979 yılında mezun olduğu Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı'nda, 1981'de asistan olarak göreve başladı. 1985'te “XVI. Asırda Manisa Kazası” adlı teziyle doktor unvanını aldı. 1987'de yardımcı doçentliğe atandı. Ardında 1989 yılında gerekli imtihanlarda da başarılı olarak doçent unvanın aldı. 1995'de Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda profesörlüğüne atandı. Bir taraftan da idari görevler üstlenen Emecen,1994-2000 yıllarında Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı, 2006-2007 yıllarında Avrasya Enstitüsü müdürlüğü yaptı. Aynı zamanda Türkiyat Enstitüsü müdür yardımcılığı da yapmıştır. 1995'te Türk Tarih Kurumu üyesi, 2012'de Türkiye Bilimler Akademisi asli üyesi oldu. Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığını da olan Feridun Emecen, 2012'de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Aynı yıl İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı oldu ve halen bu görevi sürdürmektedir.

Araştırmalarının temelin Klasik Dönem Osmanlı Tarihi oluşturmakta olup bu konuyla alakalı pek çok kitap ve makale yayımlamıştır. Bilhassa İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası adlı eseri, Osmanlı'nın kuruluş tartışmalarına yeni bir bakış açısı getirmesi açısından önemlidir. Öte yandan, Osmanlı bürokrasisi, hanedanı, şehir tarihi, sosyal yapı, siyasi yönelimler, savaş tarihi, Osmanlı-Avrupa ilişkileri, Osmanlı Balkanlar ve Ortadoğu dünyası ile alakalı pek çok eseri bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak şu eserlerini sıralayabiliriz: XVI. Asırda Manisa Kazası, Osmanlılar'da Divan-Bürokrasi-Ahkâm: II. Bayezid Dönemine Ait 906/1501 Tarihli Ahkâm Defteri, Unutulmuş Bir Cemaat: Manisa Yahudileri, Osmanlı Klasik Çağında Siyaset, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, Zamanın İskenderi Şarkın Fatihi Yavuz Sultan Selim, İmparatorluk Çağının Osmanlı Sultanları, Fetih ve Kıyamet:1453 İstanbul’un Fethi ve Kıyamet Senaryoları.

Prof. Dr. Cengiz Orhonlu (1927-1976)

Çok genç yaşta vefat eden Prof. Dr. Cengiz Orhonlu, 17 Temmuz 1927 tarihinde Tokat’ta doğmuştur. 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne devam etmiş ve 1951’de Yeniçağ Tarihi alanındaki, “Kabataş, Fındıklı, Salıpazarı, Tophane, Ayazpaşa Semtleri” ne ait bir etüt olan tezini tamamlayarak mezun olmuştur. 1953-1954 yıllarında Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Orhonlu, 1955’te asil asistanlığa atanmış, 1958 yılında ise “Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşiretleri İskân Teşebbüsü,1691-1696” adlı tezini müteakiben doktor unvanını almıştır.

1959-1960 yılları arasında Canada Council’in verdiği bursu kazanarak Montreal’e giden Orhonlu, bu şehirdeki İslam Tetkikleri Enstitüsü’nde araştırıcı olarak çalışırken sahası ile ilgili derslere de devam etmiştir. 1964 yılında ‘‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Derbent Teşkilatı’’ adlı teziyle doçent unvanını almış; 1965’te ise kadroya geçerek tedris faaliyetlerine başlamıştır. 1971’de, Osmanlı ve Habeşistan adlı kitabıyla profesör olan Cengiz Orhonlu çalışmalarına devam etmiş; Türk Kültürü Araştırmaları ve Güney-Doğu Avrupa Tetkikleri Enstitülerinde faal bir rol oynamıştır. Güney-Doğu Avrupa Tetkikleri Enstitüsü Dergisi ve Türk Dünyası El Kitabı’nın hazırlanması konusunda da yoğun çaba göstermiştir.  

Osmanlı İmparatorluğu’nda şehircilik ve ulaşım üzerine araştırmalarının yanında, Telhisler adlı bir kitap ve çeşitli ansiklopedi maddeleriyle, makaleleri bulunan Prof. Dr. Cengiz Orhonlu yakalandığı kalp rahatsızlığı nedeniyle 11 Haziran 1976 tarihinde vefat etmiştir.Yayınlanan kitapları arasında aşağıdaki eserleri sayabiliriz:Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiretleri İskân Teşebbüsü: 1691-1696, Osmanlı İmparatorluğu'nda Derbend Teşkilatı, Osmanlı İmparatorluğu’nda Şehircilik ve Ulaşım Üzerine Araştırmalar, Osmanlı İmparatorluğu’nun Güney Siyaseti: Habeş Eyaleti, Osmanlı Tarihine Aid Belgeler: Telhisler (1597-1607).

Prof. Dr. Mücteba İlgürel

Prof. Dr. Mücteba İlgürel, 15 Ekim 1936 Balıkesir’de dünyaya gelmiştir. İlköğretim ve lise eğitimini Balıkesir’de tamamlayan İlgürel, arkadaşlarının etkisiyle girdiği Orman Fakültesi sınavlarını kazanır. Ancak, ilgi duyduğu mesleği yapabilmek için 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne kaydını yaptırır. Yeniçağ Kürsüsü’nde tezli öğrenci olan İlgürel, aynı zamanda, jürisinde Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Çağatay Uluçay ve Niyazi Akşit’in de bulunduğu Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun imtihanlarını da kazanır. Böylece iki okuldan da aynı anda mezun olarak iki diploma sahibi olur.

1964’te, Genç Öğretmen dergisinde “Türk Kıbrıs’ın Kısa Tarihi” adlı ilk yazısı yayımlanır. 1964-65 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne asistan olan İlgürel, bir dönem asistanlığını dondurup Akşehir Lisesi’nde mecburi öğretmenlik yaptıktan sonra, 1965’te üniversitedeki görevine geri döner. 1970 yılında ise Osmanlı vak’anüvislerinden Vasıf’ın ilk vak’anüvislik dönemine ait Mehasinü’l-asar ve Hakaikü’ül ahbar adlı eseri üzerindeki çalışmasını tamamlayarak doktor unvanını alır. 1976’da  “Abaza Hasan Paşa İsyanı” adlı teziyle doçent olan İlgürel, verdiği Osmanlıca ve Yeniçağ Tarihi Bibliyografyası adlı derslerin yanı sıra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin çıkardığı Tarih Dergisi ve Tarih Enstitüsü Dergisi’nin yayınını, hocası Prof. Dr. Münir Aktepe ile birlikte yürütür.

1984’te Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nin profesörlük kadrosuna Tarih Bölümü Başkanı olur. Kurucusu olduğu bu bölümde dersler veren İlgürel, 10 Ekim 2005 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’ne müdür olmuş ve 15 Ekim 2006 tarihinde emekli olana kadar bu görevini sürdürmüştür.

19 yıl boyunca Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü’ne büyük emeği geçen Prof. Dr. Mücteba İlgürel’in, Ahmet Vasıf Efendi’nin Mehasinü’l-asar ve Hakaikü’l-ahbar ve Milli Mücadele’de Balıkesir Kongreleri adlı kitaplarından başka pek çok makalesi de bulunmaktadır.

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 1949 yılında Adana’nın Kozan ilçesinde doğdu. 1967’de liseyi bitiren Halaçoğlu, 1971’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsü’nden “Fırka-i İslâhiye ve Kozan” adlı lisans teziyle mezun oldu. 1974 yılında aynı üniversitenin Yeniçağ Tarihi Kürsüsü’nde asistan, 1978’de ise “XVIII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda İskân Siyaseti” konulu doktora teziyle doktor oldu. 1982 yılında Yardımcı Doçent olan Halaçoğlu, 1983’te “Osmanlı İmparatorluğu’nda Menzil Teşkilatı ve Yol Sistemi” adlı tezini tamamlayarak doçent unvanını aldı. 20 Mart 1989 yılında “XVI. Yüzyılda Sosyal, Ekonomik ve Demografik Bakımdan Balkanlar’da Bazı Osmanlı Şehirleri” konulu takdim tezi ile profesörlüğe yükselen Halaçoğlu, aynı tarihlerde Türk Tarih Kurumu asıl üyesi seçildi. 1989 yılında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’na, 17 Aralık 1990’da ise Genel Müdür Yardımcılığına getirildi. Ağustos 1992’de Rektör yardımcılığı, Ekim 1992’de Rektör Vekili ve Kasım 1992’de tekrar Rektör yardımcılığı görevlerinde bulundu. 21 Eylül 1993’te Türk Tarih Kurumu Başkanlığına gelen Halaçoğlu, Temmuz 2008’de bu görevinden ayrıldı.

XIV-XVII. yüzyıllarda Osmanlı Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme, Türk Tarihinde Ermeniler, Tarih Gelecektir, Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar(1453-1650),  Ermeni tehciri ve gerçekler (1914-1918), Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, Ma’ruzat / Ahmed Cevdet Paşa, 1312/1895 adlı kitaplarının yanı sıra pek çok kitap ve makale de yazan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 2011 yılında milletvekili seçilmiş olup, halen bu görevini sürdürmektedir.

 

Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı

Ord. Prof. Hamit Ongunsu (1885 - 1967)

Hanya’da çocukluğunu ve ilk öğrenimini geçiren Hamit Ongunsu, daha sonra ailesiyle İstanbul´a gelmiş ve burada tahsilini tamamlayarak ilmi ve kültürel hüviyetini kazanmıştır. 1924 yılında Mekteb-i Mülkiye muallimi iken Edebiyat Fakültesi Kurun-ı Cedide muallimi olarak atanmıştır. Reform süreci olan 1933’te Yeni Zamanlar Tarihi muallimliğinde bulunmuştur. 1939 yılında Edebiyat Fakültesi Ordinaryüs Profesörü ve Dekanı tayin edilmiştir. 1940’ta Yeni ve Son Zamanlar Kürsüsü Başkanı, 1949’da ise Tarih Zümresi Başkanı olmuştur. 1955 yılında emekliye ayrılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı İslam Ansiklopedisi’nin yayımlanmasında önemli hizmetler görmüştür. Türk Tarih Kurumu’nun ilk üyeleri arasında yer almaktadır. Eserleri arasında Kurun-ı Cedide ve Napolyon’nun Sukutuna Kadar Asr-ı Hâzır Mebâdisi (İstanbul 1924), Avrupa Diplomasi Tarihi (1815’ten itibaren) (İstanbul 1927) sayılabilir.

Fuad Ezgü

1938 yılında Edebiyat Fakültesi kadrosuna dâhil olan Fuat Ezgü, Amerikan tarihine dair araştırmalarıyla öne çıkmıştır. 1946 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile ABD Arasındaki İktisâdî ve Kültürel Münasebetlerin Kuruluşu ve Gelişimi adlı tezini vererek Doktor unvanını almıştır. Selim III Zamanında Osmanlı Devleti Harp Sanayinin Durumu adlı Doçentlik tezi jüri önünde başarı sağlayamayınca Dr. Ezgü’nün asistanlık görevine 1955 yılında son verilmiştir.

Prof. Dr. Cemal Tukin (1907-1977)

Üsküp'te dünyaya gelen Cemal Tukin, Lisans öğrenimi ile doktora çalışmasını Almanya'da Hamburg Üniversitesi'nde tamamlamıştır. Türkiye'ye döndüğü 1936’dan 1940 yılına kadar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde öğretim üyesi, 1940'tan ölümüne kadar da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde Yakınçağ Tarihi Kürsüsü başkanı ve öğretim üyesi olarak çalışmış, ayrıca uzun yıllar Türk Tarih Kurumu'nun asbaşkanlığı görevini yürütmüştür. Prof. Tukin'in Boğazlar Meselesi adlı kitabı ile çeşitli tarih dergilerinde çıkan inceleme ve makaleleri bulunmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Cevat Eren

Erzurum’da doğmuştur. 1930-1938 yılları arasında Almanya’da Türklerde Milli Hislerin Menşeden Cumhuriyet Devrine Kadar İnkişafı adlı doktorasını tamamlayarak, 1938’de Fakültemiz Yeni Zamanlar ve Yakınçağ Tarihi asistanlığına atanmıştır. İlk vazifesine Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı yanında başlamıştır. 1940 yılında kürsü başkanı Prof. Ongunsu olunca, 500’e yakın talebesi bulunan bölümde bir taraftan öğrencilere seminer çalışmalarında ve mezuniyet tezleri hazırlamalarında yardım ederken, diğer taraftan da ilk sınıflara Rönesans ve Keşifler Tarihi, Japonya’nın Yakınçağ Tarihi, Reformasyon ve Rönesans derslerini vermiştir. 1956’da II. Mahmut zamanında Bosna-Hersek adlı çalışmasıyla doçent, 1965 yılında Sonçağ Tarihi Kürsüsü Profesörü olmuştur. Prof. Dr. Ahmet Cevat Eren, 1976 yılında kürsü başkanı iken vefat etmiştir.

Mithat Sertoğlu (1915-1995)

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji, Arap ve Fars Filolojisi, Felsefe ve Tarihi bölümlerini bitirdi (1940). Edebiyat öğretmenliği yaptı. Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü’ne girdi (1944), Arşiv genel müdürü oldu (1960). İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde uzman kadrosuyla 27 Kasım 1961’de göreve başladı. Sonçağ Tarihi ve Osmanlı Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi kürsülerinde 1961-1970 yılları arasında uzman olarak ders verdi.

Prof. Dr. Ercüment Kuran (1920-2009)

Ercüment Kuran 1920’de İstanbul/Üsküdar’da doğdu. İlk tahsiline İzmir Saint Joseph’de başladı ve bir yıl sonra İstanbul Kadıköy Saint Joseph’e geçti. Liseyi 1940 yılında bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Tarih Bölümü’nden mezun olan Kuran, 1949 yılında asistan olarak kürsümüze intisap etmiştir. 1954'te Cezayir'in Fransızlar tarafından İşgali Karşısında Osmanlı Siyaseti adlı tezi ile doktor, 1957 yılında ise Avrupa İkamet Elçiliklerinin Kuruluşu ve İlk Mukim Elçilerin Siyasî Faaliyetleri (1793-1812) konulu tezi ile doçent olmuştur. 29 Nisan 1959 tarihinde istifa ederek kürsümüzle ilişkisini kesmiştir. 1970 yılında profesör olan Kuran 1971 yılında Hacettepe Üniversitesi tarih bölümünü, 1980 sonrası dönemde de Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünü kurmuştur. 1983 yılında emekliliğe ayrılan Kuran geçirdiği trafik kazası sonucu 2009’da vefat etmiştir.

Prof. Dr. Ali İhsan Gencer (1946-2008)

1946’da Bartın'da doğan Ali İhsan Gencer, 1965-1969 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Tarih öğrenimi gördü. Mezun olduktan sonra 1970 yılında Sonçağ Tarihi kürsüsüne asistan olarak atandı. 1976'da Bahriyede Yapılan Islahat Hareketleri ve Bahriye Nezaretinin Kuruluşu konulu teziyle Doktor unvanını aldı. 1981 senesinde üniversite tarafından Fransa'ya gönderildi. 1982 yılında Yardımcı Doçent olarak öğretim üyesi oldu. 1985'de Doçentliğe yükseltildi. 1990'da Milli Güvenlik Akademisine kabul edildi. 1991'de Profesör oldu. Muhtelif konularda yazdığı ilmi makaleler yanında denizcilik tarihimiz ile ilgili yazıları dikkati çekti. Çeşitli tarihlerde yapılan milli ve milletlerarası tarih araştırma kongrelerine iştirak ederek, daha ziyade Türk Denizcilik Tarihi üzerine tebliğler sunmuştur. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ve Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı iken geçirdiği rahatsızlık sonucu hastanede vefat etti.

Prof. Dr. Kemal Beydilli

Kemal Beydilli 1942 yılında İstanbul’da doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde başladı. Tarih eğitimini aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi’nde (1964-68) ve doktora ile mezun olduğu Münih Üniversitesi’nde tamamladı (1970-75). 16. Yüzyılda Lehistan-Osmanlı münâsebetlerini ele alan doktora çalışmasını, Prof. Franz Babinger’in halefi Prof. J. Kissling’in yanında yaptı. 1976’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda asistanlığa başladı. 1982’de doçent, 1987’de ise profesör oldu. Osmanlı tarihinin çeşitli konularını, müessese ve meselelerini ele alan ve Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmalar yapmıştır. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak dersler vermiş ve Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüştür.

Prof. Dr. Cevdet Küçük

1946 yılında Manisa'da doğdu. 1969 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. 1970 yılında aynı anabilim dalında asistanlık görevine başladı. 1975 yılında Tanzimat Devrinde Erzurum konulu teziyle doktor, 1983 yılında Anadolu Islahatı ve İngiltere konulu çalışmasıyla doçent ve 1989 yılında Kuveyt Üzerinde Osmanlı-İngiliz Nüfuz Mücadelesi konulu çalışmasıyla da profesörlük unvanına hak kazandı. 1976 yılında Almanya'da ve 1981'de İngiltere'de bilimsel çalışmalarda bulundu. 1986 tarihinde İstanbul Üniversitesi'nden Marmara Üniversitesi'ne nakil oldu. Osmanlı Diplomasisinde Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı 1878-1897 adlı kitabıyla, 1984 yılı “Türkiye Milli Kültür Vakfı Armağanı”nı kazandı.

Prof. Dr. Muzaffer Tufan (1936-2011)

1936’da Makedonya’nın Gostivar kentinde doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini doğduğu yerde tamamladıktan sonra Üsküb’e gidip Öğretmen okulunu ve yüksek tahsilini bitirdi. Doktorasını 1978’de Fransa’da sosyoloji alanında tamamladı. Ocak 1987’de Ankara Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümüne davetli olarak gelip, altı yıl sözleşmeli öğretim üyesi olarak lisans ve lisansüstü öğrencilere ders verdikten sonra, 1993 yılının başlangıcında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine geçti. On iki yıl burada çalışarak Yakınçağ Tarihi dersleri verdi. 2003 yılında emekliye ayrılan Prof. Tufan 2011 yılında vefat etmiştir.

 

Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu (1914-1984)

Ocak 1914’de Burdur’un Tefenni ilçesinde dünyaya gelen Halil İbrahim Kafesoğlu Türk Tarihçiliğinin ve bilhassa İslamiyet Öncesi Türk Tarihinin duayen isimlerinden biridir. Babası I. Dünya Savaşında Erzurum cephesinde şehit düşen Kafesler ailesinden Recep Bey, annesi Hatice Hanımdır. İlköğrenimini Tefenni Mektebinde tamamlayan İbrahim Kafesoğlu annesi Hatice hanımla birlikte İzmir’e dedesi Hacı Mehmet Ağanın yanına yerleşerek 1932’de bitireceği Muallim Mektebine kayıt olmuştur. 1936’da başlayacağı Ankara Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesindeki yükseköğrenimine kadar Afyon’da öğretmenlik yapan İbrahim Kafesoğlu 1940 yılında Hungaroloji, Ortaçağ Tarihi ve Türk Dili bölümlerinden başarı ile mezun olmuştur. 1943’te Asya Türk Tarihi ve kültürü ile ilgili Doktora çalışmaları yapmak üzere Budapeşte Üniversitesine gönderilmiştir. Burada A. Alfoldi, Gyula Nemeth ve Lajos Ligeti gibi Türkiyatçılardan dersler almıştır. Ancak kaderin bir cilvesiyle II. Dünya Savaşının şiddetlenmesi ve Rus kuvvetlerinin Budapeşte’ye girmesi üzerine Doktora programını bitiremeden 1945 Nisanında Türkiye’ye dönmek zorunda kalmıştır. Kısa bir süre mezun olduğu Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi’nde çalışan Kafesoğlu buradan asistanlık görevine tayin edildiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi kürsüsündeki görevine başlamıştır. 1949’da Mükrimin Halil Yinanç hocanın danışmanlığında hazırladığı “Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah” başlıklı çalışmasıyla doktor unvanını kazanmıştır. Yine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 1953’de hazırladığı “Harezmşahlar Devleti Tarihi” başlıklı çalışmasıyla doçent olan Kafesoğlu, 1955’e kadar Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü başkanlığı yapmıştır. 1957’de kurulan Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde konuk profesör olarak görev alan Kafesoğlu 1962’de İstanbul Üniversitesine dönerek Zeki Velidi Togan ile Umumi Türk Tarihi kürsüsünde çalışmaya başlamıştır. Emekliye ayrıldığı Ocak 1983’e kadarda bu kürsünün başkanlığını yürütmüştür.

İbrahim Kafesoğlu 1958, 1965, 1968 ve 1972’de çeşitli konferanslarda bulunmak ve Umumi Türk Tarihine dair araştırmalar gerçekleştirmek için İngiltere, Fransa ve Danimarka’ya ziyaretlerde bulunmuştur. Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı ve Kültür Bakanlığı’nda danışma kurulu üyeliği yapan Kafesoğlu, “1000 Temel Eser” heyetinde de görev almıştır. 1961 – 1967 ve 1977 – 1981 yılları arasında İslam Ansiklopedisi’nin yayın kurulunda çalışmalar yapmıştır. 1967 ve 1968’de İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu müdürlüğü yapan Kafesoğlu ayrıca Türkiyat, İslam Tetkikleri, Şarkiyat, Tarih Araştırmaları, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüleri ve Türk Tarih Kurumu üyeliklerinde bulunmuştur. Ayrıca Türkiyat Mecmuası, İslam Ansiklopedisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, Belleten, Bilgi, Türk Yurdu, İstanbul ve Türk Kültürü dergilerinde hem İslamiyet öncesi Türk kültürü hem de milliyetçilik konusunda birçok yazı ve makale yayımlamıştır. On yedi kitabı ve 300’e yakın makalesi bulunan İbrahim Kafesoğlu’nun en önemli çalışması şüphesiz ki 1977’de Ankara’da yayımlanan Türk Milli Kültürü adlı eseridir. Bu eserde Türk milletinin 4000 yıllık bir tarihe sahip olduğu tespitinden yola çıkan İbrahim Kafesoğlu kültür, medeniyet, göçebelik, Türk adının manası ve Türklerin anayurdu ile yayıldıkları saha üzerine en güncel ve detaylı izahatları kaleme almıştır.

İbrahim Kafesoğlu ilmi çalışmalarının yanı sıra sosyal ve kültürel alanlarda da yapmış olduğu faaliyetlerle de dikkat çekmektedir. 1956 -1957 yılları arasında Türkiye Muallimler Birliği başkanlığı, 1964 – 1968 yılları arasında Milliyetçi Öğretmenler Sendikası genel başkanlığı ve 1964 – 1970 yılları arasında İstanbul Milliyetçi Öğretmenler Birliği başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca Aydınlar Ocağı’nın ve Türk Edebiyat Vakfı’nın kurucusudur.

İbrahim Kafesoğlu 1977’de basılan Türk Milli Kültürü isimli eseriyle 1978 Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın “büyük armağanı”, 1982 Aydınlar Ocağı “üstün hizmet armağanı”, 1984 Boğaziçi Yayınevi “kültür büyük ödülü” ve 1984 Milli Kültür Vakfı “ Türk milli kültürüne hizmet şeref armağanı” ödüllerine layık görülmüştür.

Türk-İslam sentezinin mimarı ve Türk Tarihinin duayen isimlerinden biri olan Profesör Doktor İbrahim Kafesoğlu 18 Ağustos 1984’te İstanbul’da vefat etmiş ve Edirnekapı Şehitliğine defnedilmiştir.

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi Togan (1890-1970)

Türkolog, tarihçi ve siyasetçi olan Ahmet Zeki Velidi Togan 10 Aralık 1890’da Başkurdistan’ın İsterlitamak’a bağlı Küzen köyünde dünyaya gelmiştir. Rusya’da yaşadığı süre içerisinde Validov soyadını kullanmış, “Doğan” anlamına gelen Togan soyadını ise Türkiye’ye geldikten sonra almıştır. 1902’de ortaöğrenimine başlamak için Ötek’te bulunan dayısı Habib Neccar’ın yanına giderek Ötek Medresesine kayıt olmuştur. Buradaki öğrenimi sırasında Arapça dersler alarak dilbilgisini geliştirmiştir. 1908’de köyünden kaçarak Kazan Üniversitesine girmiştir. Burada dönemin meşhur bilginlerinden Katamov ve Aşmarin’den dersler aldı. 1909 yılında Kasimiye ve Osmaniye Medreselerinde Arap Edebiyatı ve Türk Tarihi dersleri veren Togan 1911’de yayınladığı “Türk ve Tatar Tarihi” adlı eserle tanınmaya başladı. 1912’de Kazan Üniversitesi Arkeoloji ve Tarih Cemiyetine üye olarak seçilmiştir. 1913’de Fergana’ya ve 1914’de Buhara’ya araştırma yapmak üzere gönderilen Togan burada Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig” adlı eserinin bir el yazması nüshasını bulmuştur. Hem bu nüsha hem de bölgedeki incelemelerini içeren rapor Petersburg, Kazan ve Taşkent arkeoloji mecmualarında yayınlanmıştır.

1916’da Çarlık Rusya’sı içerisinde meydana gelen meşrutiyet hareketleri neticesinde Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak Petersburg’daki Duma’ya seçilmiştir. Ancak Rusya’da esen meşrutiyet rüzgârının 17 Ekim 1917’de Bolşeviklerce kesilmesinin ardından meydana gelen karışıklıktan istifade ederek Türk topluluklarına bağımsızlıklarını kazandırabilmek amacıyla çalışmalara başlamıştır. 1920’de Başkurdistan Devletinin Cumhurbaşkanı olduysa da bu durum uzun sürmedi ve Bolşevikler Türk topraklarını yeniden istila ederek Türkistan Milli Özerk Hükümetine son vermişlerdir. Yaşanan bu gelişmeler karşısında Türkistan’a çekilen Zeki Velidi Togan burada Türkistan Milli Birliğini kurdu ve Basmacılar hareketine katılmıştır. Ancak bu mücadeleden taraflar arasındaki kuvvet dengesizliği ve uluslararası toplumun sessizliği nedeniyle beklediği sonucu elde edemeyince önce Paris’e sonrada Berlin’e gimiştir.

Zeki Velidi Togan, Avrupa’da geçirdiği süre içerisinde akademik kariyerini ve bilimsel çalışmalarını ilerletme fırsatı bulmuştur. Türkiye’den başta Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi olmak üzere Fuat Köprülü, Rıza Nur ve Yusuf Akçura’nın tavsiye ve girişimleri üzerine davet almıştır. 20 Mayıs 1925’te Türkiye’ye gelen Togan, Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Encümeni’ne tayin edilmişse de Ankara’daki çeşitli olumsuzluklar yüzünden 1927’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumi Türk Tarihi Müderrisliğine atanmıştır. 1932’de toplanan I. Türk Tarih Kongresi’nde, Reşat Galip’in sunduğu İç Asya’daki Deniz tebliğini ve kabul edilen diğer tezlerden bazılarını eleştirdiği için 1932’de görevine son verilmiştir. Bu durum üzerine 8 Temmuz 1932’de Viyana’ya giden Zeki Velidi Togan “İbn-i Fadlan’ın Seyahatnamesi” adlı tezi ile doktorasını tamamlamıştır. 1935 – 1939 arasında Almanya’da Bonn ve Göttingen üniversitelerinde İslami İlimler dersleri vermiştir.

1939’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın daveti üzerine tekrar Türkiye’ye gelen Zeki Velidi Togan, İstanbul Üniversitesi’nde Umumi Türk Tarihi Kürsüsünü kurmuştur. 1944’de Turancılık doğrultusundaki görüşlerine uygun olarak bir devlet kuracağı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılmıştır. Dava neticesinde 10 yıl hapse mahkûm edildiyse de bu karar Askeri Mahkeme tarafından bozulmuş, Zeki Velidi Togan beraat etmiştir. Aklanınca İstanbul Üniversitesi’ndeki görevine geri dönen Togan 1951’de İstanbul’da gerçekleştirilen XXI. Müsteşrikler Kongresi’ne başkanlık etmiştir. 1953 yılında İstanbul Üniversitesi İslam Tetkikleri Enstitüsü’nü kurmuştur. Kazakistan’da tanıştığı ve çalışmalarından yararlandığı Profesör Nikolay Katanov’un kitaplığını 1962’de satın alarak Türkiye’ye getirtmiş ve Türkiyat Enstitüsü’ne bağışlamıştır. 1967 yılında Manchester Üniversitesi tarafından onur doktorasına layık görülen Zeki Velidi Togan, 26 Temmuz 1970’te İstanbul’da vefat etmiştir. Oğlu Subidey Togan Bilkent Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde İktisat bölüm başkanlığı yapmış, kızı İsenbike Togan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Tarih profesörü, torunu Emre Togan Harvard Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. Diğer torunu Aslı Togan Eğrican ise Dünya Bankasında çalışmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Kafalı

Prof. Dr. Mustafa Kafalı 1934’de Konya’da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü mezunudur. 1960’da asistan olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumi Türk Tarihi Kürsüsüne girmiştir. 1965 yılında “Ötemiş Hacı’ya Göre Cuci Ulusu’nun Tarihi” başlıklı teziyle doktor unvanını almıştır.  1971’de üniversite kontenjanıyla Londra’ya giderek burada 1972’ye kadar bilimsel incelemelerde bulunmuştur. 1973’de “Altın – Orda Hanlığı’nda Sayın Han Sülalesi Devri” başlıklı çalışmasıyla doçent olmuştur. 1975’de Bağdat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde davetli öğretim üyesi olarak görev almış ve 1977’de Türkiye’ye dönmüştür. 1982’de “Çağatay Hanlığı (1227-1345)” isimli takdim teziyle profesörlük unvanını almıştır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesinde öğretim üyeliğine devam etmiştir. Türk Tarih Kurumu üyesidir.

Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu

29 Mart 1942’de Eskişehir’de dünyaya gelen Gülçin Çandarlıoğlu’nun babası Antalyalı Muharrem Seyfettin Çandarlıoğlu, annesi Romanyalı Zekiye Artam’dır. Gülçin Çandarlıoğlu 1954’de Dumlupınar İlkokulu’nu, 1957’de Eskişehir Kız Ortaokulu’nu ve 1960’da Üsküdar Kız Lisesi’ni bitirmiştir.

1964’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü bitiren Çandarlıoğlu aynı yıl Umumi Türk Tarihi Kürsüsünde asistan oldu ve 1967’de “Sarı Uygurlar ve Kansu Bölgesi Kabileleri” başlıklı teziyle doktor olmuştur. Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu ve Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’in yanında çalışarak ilmi bilgisini genişletmiştir. 1968-69 ders yılında Formoza’da, 1969-70 ders yılında da Japonya’da araştırmalar gerçekleştirmiştir. Japonya’da Prof. Dr. Masao Mori ile çalışma fırsatı yakalamıştır. 1971 yılında British Museum kütüphanesinde çeşitli araştırmalarda bulunmuş ve 1973’de “Ötüken Bölgesindeki Büyük Uygur Kağanlığı” başlıklı teziyle doçent unvanını almıştır. 1975, 80 ve 81’de kısa aralıklarla Almanya’da araştırmalarda bulundu. 1982’de tamamladığı “Orta Asya’da Timuriler, Çin’de Ming Münasebetleri(Ch’en Ch’eng Elçilik Raporu)” başlıklı takdim teziyle profesörlük unvanını almıştır.

1986 yılının Ekim ayında İstanbul Üniversitesinden ayrılarak atandığı Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Tarih Bölümünü kurarak, burada Tarih Metodu, İslam Öncesi Türk Tarihi, İslam Öncesi Türk Kültür Tarihi ve Çağdaş Türk Dünyası Tarihi gibi dersler vermiştir.

1992, 93 ve 94’te gerçekleştirilen Orta Asya araştırma ve inceleme gezilerine katıldı. 1995 yılının Haziran ayında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesine rektör yardımcısı olarak atanmıştır. Aynı yılın Aralık ayında burada Türk Devletleri Tarihi Kürsüsünü kurmuştur. Hazırladığı yönetmelikler Üniversite senatosu tarafından kabul ve tasdik edilmiştir. Ayrıca Ahmet Yesevi Üniversitesinde bulunduğu süre içerisinde birçok projeye imza atan Gülçin Çandarlıoğlu “Türk Dünyası Ortak Terimler Sözlüğü” çalışmalarına da koordinatörlük yapmış ve bölgede gerçekleştirilen arkeolojik kazılara katılmıştır.

1999 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesindeki görevinden ayrılan Gülçin Çandarlıoğlu Türkiye’ye dönerek Mimar Sinan Üniversitesindeki görevine devam etmiştir. Aynı yıl “Çağdaş Türk Dünyası Tarihi” projesini başlatmış ve Kırgızistan’da bulunan Manas Üniversitesi için Orta Asya Araştırmaları Merkezi ile Sosyal Bilimler Enstitüsü kurmakla görevlendirilmiştir. 2000 yılında Manas Üniversitesinde “III. Binli yıllarda Türk Uygarlığı” kongresini gerçekleştiren Çandarlıoğlu 2004’te Mimar Sinan Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü başkanlığına getirilmiştir.  29 Mart 2009’da emekli olan Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu halen ücretli olarak Yüksek Lisans dersleri vermekte, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı ve Avrasya Araştırmaları Enstitüsünde çalışmalara iştirak etmektedir. İngilizce, Rusça, Almanca, Japonca, Çince, Farsça bilmekte ve çeşitli Türk lehçelerini kullanabilmektedir.

Prof. Dr. Muammer Kemal Özergin (1930-1986)

1930 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Muammer Kemal Özergin’in babası Feyzullah Beydir. 1955’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden “Alaeddin Keykubat I Devri Kitabeleri” başlıklı bitirme çalışmasıyla mezun olmuştur. Mezun olduktan sonra Ortaçağ kürsüsüne asistan olan Muammer Kemal Özergin, 1959’da sunduğu “Anadolu Selçukluları Zamanında Anadolu Yolları” başlıklı çalışması ile doktor unvanını almıştır. 1968’de sunduğu “Tuğtekin” başlıklı çalışmasıyla da doçentlik payesine yükselmiştir.

Doçent olduktan sonra Muammer Kemal Özergin Ortaçağ kürsüsünden ayrılarak Umumi Türk Tarihi kürsüsüne geçmiş ve 1971’de İstanbul Üniversitesinden kendi isteği ile ayrılarak Erzurum Atatürk Üniversitesine geçmiştir. 1973 yılında Erzurum Üniversitesinden ayrılarak Karadeniz Teknik Üniversitesine geçen Özergin, 1 yıl sonra profesör ve Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olmuştur. Daha sonra doğum yeri olan İstanbul’a tekrar dönen Profesör Özergin, 1981 yılında emekli oluncaya kadar İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde görev yapmıştır.

Profesör Özergin ağırlıklı olarak Türkoloji çalışmalarında bulunmuş, kitabeler, sikkeler ve özellikle tarihin edebi kaynakları konusunda dikkat çekmiştir.

19 Ekim 1986’da İstanbul’da vefat etmiştir.

 

Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı

Prof. Dr. Tayyib Gökbilgin (1907-1981)

1907’de Ordu'da doğdu. Dedeleri, Samsun'un Çarşamba kazasında kadılık ve müderrislik yaptıklarından yörede Hocazâdeler diye anılan bir aileye mensuptur. Babası Hacı Mehmed Emin Efendi’dir. İlköğrenimini Çarşamba'da yaptı; daha sonra bir süre medreseye devam etti ve babasından hüsn-i hat dersleri aldı. İstiklâl Savaşı sırasında ara verdiği tahsilini Samsun, Erzurum ve Trabzon muallim mekteplerinde tamamlayarak 1929'da Aşkale köy okulunda meslek hayatına başladı. 1936'ya kadar Tercan ve Aşkale ile İspir'in Kân ve Salaçur köylerinde ve Çarşamba'da öğretmenlik yaptıktan sonra aynı yıl açılan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Hungaroloji Bölümü'ne girdi. Yan disiplin olarak da Tarih Bölümü'nün Yeni ve Yakınçağlar dersleriyle Latince, Fransızca ve Almanca derslerini takip etti. 1936-1939 yıllarında hocası Laszlo Râsonyi’nin teşvikiyle yaz aylarında Macaristan'da Keszthely ve Debrecen yaz üniversitelerine devam ederek sertifikalar aldı; Macar Millî Arşivi'nde staj yaptı. 1940'ta "Osmanlı Tarihi'nin Macarca Kaynakları" adlı teziyle fakülteden mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkiyat Enstitüsü'nde açık bulunan tercüman yardımcılığı kadrosuna, 1942 Şubatında Tarih Bölümü'nde asistanlığa getirildi. Yedek subaylık hizmetini yaptığı sırada Kasım 1942'de Rumeli'de Yürükler ve Tatarlar adlı tezle doçent oldu. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra 1 Mart 1943'te Yeni ve Yakınçağlar Kürsüsü'nde doçent olarak göreve başladı. 1955'te profesör oldu ve Ortaçağ Kürsüsü'ne geçerek burada Osmanlı Devletinin kuruluş devri derslerini verdi. 14 Kasım 1961 tarihinde Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsü’nü kuran Prof. Dr. Gökbilgin, 13 Temmuz 1977 tarihinde emekli olana kadar 16 yıl kürsü faaliyetlerini yürütmüştür. Zeki Velidi Togan'ın emekliliğe ayrılmasından sonra Edebiyat Fakültesi bünyesindeki İslâm Tetkikleri Enstitüsü müdürü oldu ve kürsü başkanlığının yanı sıra bu vazifeyi de yürüttü. 2 Haziran 1981’de vefatına kadar ilmî çalışmalarına devam etti.

Tarihin yanı sıra arşivcilik, Osmanlı diplomatiği ve kütüphanecilik de Gökbilgin'in meşgul olduğu alanlardır. Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsü'nün başına geçmesinden sonra Türkiye'de ilk defa paleografya ve diplomatik dersi bu kürsüde okutulmaya başlanmıştır.

Eserleri arasındaXV-XVI. Asırlarda Edirne ve Paşa Livası, Vakıflar-Mülkler-Mu-kataalar, Rumeli'de Yürükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fatihan, Osmanlı İmparatorluğu Medeniyet Tarihi Çerçevesinde Osmanlı Paleografya ve Diplomatik İlmi sayılabilir.

M. Tayyip Gökbilgin, bu kitapların yanı sıra Ayn Ali Efendi'nin Kavânîn-i Âl-i Osman der-Hulâsa-i Mezâmîn-i Def-ter-i Dîvân adlı risalesinin tıpkıbasımına geniş bir giriş yazmıştır. İlmî makaleleri Türk Tarih Kurumu Belleten'i başta olmak üzere Tarih Dergisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, Vakıflar Dergisi, Oriente Moderno ile diğer bazı yabancı dergilerde yayımlanan Gökbilgin birçok ansiklopedi maddesi de kaleme almıştır. İslâm Ansiklopedisi'nde yayımlanan bir kısım maddeleri birer kitap hacmindedir.

Prof. Dr. Nejat Göyünç (1925-2001)

4 Aralık 1925 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. 1957 yılına kadar Tarih öğretmenliği yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından doktora yapmak üzere Almanya’ya gönderildi. Almanya’nın Göttingen Üniversitesi’nde Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi’ne ışık tutan eserlerden biri olan ve XIV. yy. Anadolu kaynaklarına ait önemli bir yazmanın izahı, Almanca tercümesi ve tenkitli neşrinin yapıldığı Das sogenannte Came’o-l-Hesâb des Emâd es-Serâvî adlı doktora tezi ile 28 Şubat 1962’de doktorasını tamamlayan Nejat Göyünç, Eylül 1962’de Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsünde Dr. Asistan olarak göreve başlamıştır. 1966 yılına kadar bir yandan kürsüdeki derslerini verirken bir yandan da akademik faaliyetlerini sürdüren Göyünç, hazırlamış olduğu XVI. Yüzyılda Mardin Sancağı adlı doçentlik teziyle 17 Kasım 1966 tarihinde doçentlik payesi almıştır. Bu tarihten sonra doçent kadrosuyla kürsüdeki faaliyetlerini sürdüren Göyünç, Kasım 1971’de Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü doçentliğine naklen tayin edilerek kürsüdeki görevinden ayrılmıştır. ve 1973 yılında profesörlük ünvanını aldı. 1979-1980 yılları arasında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü görevini üstlendi. 1980'den itibaren İstanbul, Boğaziçi, Hacettepe, İnönü, Selçuk, Balıkesir ve Uludağ üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalıştı. 1986-1987′de Münih’te, Bamberg’te misafir profesör olarak bulundu. Osmanlı Araştırmaları Dergisi’nin kurucusu ve 1980-2001 tarihleri arasında yazı işleri sorumlusu olarak çalıştı. 1 Temmuz 2001 tarihinde vefat etti.

 

Prof. Dr. Salih Özbaran

1940 yılında Turgutlu’da doğan Salih Özbaran, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1969 yılında Londra Üniversitesi’nde The Ottoman Turcs and Portugals in the Persian Golf (1534-1581) adlı doktora tezini tamamlayarak doktor unvanını alan Özbaran, 28 Şubat 1970 tarihinde Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsünde Dr. Asistan olarak göreve başlamıştır. 1977 yılında sunduğu Osmanlı İmparatorluğu ve Hindistan Yolu: Onaltıncı Yüzyılda Ticaret Yolları Üzerinde Türk-Portekiz Rekabet ve İlişkileri adlı tez ile doçentlik payesi almıştır. 1 Temmuz 1977’de Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsünde doçentlik kadrosuna atanan Özbaran, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde açık bulunan doçentlik kadrosuna naklini isteyerek 31 Mart 1979’da kürsüdeki görevinden ayrılmıştır. 1980-1986 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü başkanlığı yapmış olan Özbaran, 1982 yılında profesör olmuştur. Portekizce bildiğinden dolayı Portekiz arşivlerine de hâkim olan Prof. Salih Özbaran, yazdığı eserlerinde bu kaynaklardan da istifade etmiştir. Yemen’den Basra’ya Sınırdaki Osmanlı, İran, Türkiye, Irak, Suriye ve Mısır Yollarında Portekizli Seyyahlar gibi eserlerinin yanı sıratarihçilik ve tarih öğretimini tartıştığı Tarih, Tarihçi ve Toplum, Tarihin Amacı gibi eserleri de vardı.

Prof. Dr. Mübahat S. Kütükoğlu

1932’de İzmir’de dünyaya gelen Mübahat Solmaz Kütükoğlu, ilk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladıktan sonra 1951 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yükseköğrenimine başlamıştır. Şubat 1956’da Yeniçağ Kürsüsüne sunduğu Osmanlı-İngiliz Münâsebâtı (Başlangıcından XVII. Asrın Sonuna Kadar) adlı tezle mezun olan Kütükoğlu, aynı yılın mayıs ayında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Tarihi kürsüsünde asistan olarak akademik hayatına başlamıştır. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsünce yönetilen Başlangıcından Tanzimat’a Kadar Osmanlı-İngiliz İktisadî Münasebetleri adlı doktora tezini Mart 1963’te tamamlamış, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsüne sunduğu Osmanlı-İngiliz İktisadî Münasebetleri (1838-1850) adlı doçentlik teziyle Kasım 1972 tarihinde doçentlik payesi almıştır. 31 Ocak 1973’te Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsünde eylemli doçent olarak göreve başlayan ve 1979’da profesör olan Kütükoğlu, aynı yıl çalışmalarını yapmak üzere Londra’ya gitmiştir. 1977-1998 tarihleri arasında 21 yıl anabilim dalı başkanlığı ve 1984-1998 arasında ise Tarih Araştırma Merkezi müdürlüğü yapmıştır. Tarih Araştırma Merkezi müdürlüğü sırasında halen devam eden Seminer serisini başlatmıştır. Prof. Dr. Kütükoğlu, Ekim 1998’de emekli olarak kürsüdeki görevinden ayrılmıştır. Osmanlı Belgelerinin Dili (Diplomatik), Tarih Araştırmalarında Usul, 1830 Sayımına Göre Menteşe Sancağı Nüfusu önemli eserlerinde sadece birkaçıdır.

Prof. Dr. Mehmet İpşirli

1944 yılında Kayseri’de dünyaya gelen Mehmet İpşirli, 1970 yılında Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi kürsüsünden mezun olan Mehmet İpşirli, 1976 yılında Edinburgh Üniversitesi’nde Mustafa Selaniki’s History of the Ottomans adlı tez ile doktorasını tamamladıktan sonra aynı yıl Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi kürsüsünde Dr. Asistan olarak göreve başlamıştır. 1982’de Yardımcı Doçent olan İpşirli, XVII. Asrın Başlarına Kadar Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadıaskerlik Müessesesi başlıklı tez ile 14 Nisan 1983’te doçentlik, 1988 yılında ise Diplomatik Açıdan Mahzar adlı çalışmasıyla profesörlük payesi almıştır. Mehmet İpşirli, 1987 yılında Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan Arşivcilik Bölümü Başkanlığına atanmıştır. 1999 yılında emekli olan Hoca, halen Fatih Üniversitesi’nde görev yapmaktadır. Önemli kronik neşirleri gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet İpşirli’nin çalışmaları arasında Tarih-i Selânikî ve Tarih-i Na‘imâ sayılabilir.

Prof. Dr. Abdülkadir Özcan

1948 yılında doğan Abdülkadir Özcan, 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih ve Arap Fars Dilleri ve Edebiyatları bölümlerinden mezun olarak yükseköğrenimini tamamlamıştır. 18 Ocak 1978’de Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi kürsüsünde asistan olarak göreve başlamıştır. Nisan 1980’de Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Zübde-i Vekayiat, Tahlil ve Metin başlıklı tezle Doktorasını tamamlayan Özcan, Ekim 1983’te aynı anabilim dalında yardımcı doçent olmuştur. Temmuz 1987 tarihinde Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Tarih Anabilim Dalı yardımcı doçentliğine naklen atanmak suretiyle kürsüden ayrılmıştır. Aynı yıl Doçent olan Özcan, 1993 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’ne profesör olarak göreve başlamıştır. Halen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde görev yapmaktadır. Fatih Sultan Mehmed, Kanunnâme-i Âl-i Osman, Eyyubî Efendi Kanunnâmesi, Şakaik-i Nu‘maniye ve Zeyilleri önemli eserleri arasındadır.

Prof. Dr. Ş. Nezihi Aykut

1942 yılında Ankara’da doğmuştur. İlk öğrenimini Ankara’da orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne başlamış, 1966’da mezun olarak yükseköğrenimini tamamlamıştır.

1969’da Yapı Kredi Bankası Kültür Müşavirliği’ne bağlı Tarihi Paralar Servisinde göreve başlayan Prof. Aykut, 19 Haziran 1980’de Hasan Beyzade Tarihi’nin Tahlil, Kaynak, Tenkid ve Edition Critique’i başlıklı tezini tamamlayarak doktor unvanını almıştır. 14 Mayıs 1981’de Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi kürsüsüne öğretim görevlisi olarak atanmış, 19 Ekim 1983’te yardımcı doçent olmuştur. 7 Temmuz 1989’da Edebiyat Fakültesi Arşivcilik Bölümüne doçent olarak atanmıştır. 28 Haziran 1994 tarihinde Arşivcilik Bölümü Müessese Arşivleri Anabilim Dalı’nda profesör olan Nezihi Aykut, 2009 yılında emekli olana kadar bu bölümdeki görevine, aynı zamanda Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı’nda Osmanlı Nümizmatiği ve Para Tarihi derslerini de vermeye devam etmiştir. Para tarihi üzerine çalışmalarını Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne Devredilen Kaimeler ve Osmanlı Bankası Banknotları ve Türkiye Selçuklu Sikkeleri I. Mesud’dan I. Keykubat’a Kadar (510-616/1116-1220) adlı telif çalışmalarla kitaplaştırmıştır.

Prof. Dr. İlhan Şahin

İlhan Şahin, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsünde hazırladığı Yeni-il Kazası ve Yeni-il Türkmenleri (1548-1653) adlı doktora tezini tamamlayarak 1980’de doktor unvanını almıştır. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Doçent olarak görevliyken 5 Haziran 1995 tarihinde Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi kürsüsünde doçent olarak göreve başlamıştır. Temmuz 1997’de profesörlüğe yükselen Şahin, 16 Ekim 1998 tarihinden itibaren Anabilim Dalı Başkanlığı, 1998-2002 yılları arasında da Edebiyat Fakültesi Tarih Araştırma Merkezi müdürlüğü yapmıştır. Osmanlı coğrafyasında bulunan aşiretler ve cemaatler üzerine yaptığı çalışmalarını Osmanlı Döneminde Konar – Göçerler ve XVI. yüzyılda Osmanlı Anadolusu Göçebeleri adlı eserlerle yayınlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı

Prof. Dr. Mehmet Saray

Mehmet Saray, 1942'de Afyon'un Dinar kazasında doğdu. Orta öğrenimini Çivril ve Isparta'da yaptı. 1966 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nü bitirdi. 1968-1978 yılları arasında doktora çalışmaları için bulunduğu İngiltere'de "The Turkmens in the Age of Imperialism" adlı teziyle Doktor oldu. 1978'de mezun olduğu Üniversite’de hocalığa başlayan Dr. Saray, "Rus İşgali Döneminde Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasî Münasebetler (1775-1875)" adlı teziyle 1983'de Doçent, "Afganistan ve Türkler" adlı teziyle de 1988'de Profesör oldu. İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı’nın kuruculuğunu üstlendi.

8 Kasım 1995'te Atatürk Araştırma Merkezi Bilim Kurulu Asli Üyeliği'ne seçilen Prof. Dr. Mehmet Saray, 1992-1996 tarihleri arasında T.C. Dışişleri Bakanlığı'nda Türk Cumhuriyetleri'ne yönelik Başdanışmanlık görevinde bulundu. Bu görevi sırasında "Ortak Türk Edebiyatı", "Ortak Türk Tarihi", "Ortak Türk Sözlüğü" ve "Ortak Türk Alfabesi" projelerinin yürütücülüğünü yaptı. 2004-2006 yılları arasında Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı görevini yürüttü.

İngilizce ve Rusça bilen Prof. Dr. Mehmet Saray'ın 20'den fazla Türkçe ve İngilizce yayınlanmış kitabı ile 150'den fazla bilimsel makalesi vardır. Prof. Dr. Mehmet Saray İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden 2007 yılında emekliye ayrıldı.

Doç. Dr. Mustafa Budak

12 Aralık 1962 tarihinde Tunçbilek (Kütahya)'de doğdu. 1969 yılında Tunçbilek'de başladığı ilköğrenimini, 1974 yılında Sorgun (Yozgat) Yeşilyurt İlkokulu'nda tamamladı. Aynı yıl girdiği Öğretmen Okulları sınavını kazanarak Kayseri Mimar Sinan Öğretmen Okulu (sonradan Öğretmen Lisesi)'nda ortaöğretimime başladı ve buradan 5 Haziran 1980 tarihinde mezun oldu. 17Eylül 1981 tarihinde, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Lisans programına girdi ve 17 Haziran 1985 tarihinde mezun oldu.

1985 yılında başladığı İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi Yüksek Lisans programını, 2 Aralık 1987 tarihinde, Osmanlı-Özbek Siyasi Münasebetleri (1510-1740) adlı tezini vererek tamamladı. Bu arada, 26 Haziran 1987 tarihinde, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Yakınçağ ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı'na Araştırma Görevlisi olarak atandı. Şubat 1988'de, İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yakınçağ Tarihi Doktora programına kayıt oldu. Fakat, bir süre sonra, 1989 yılında, o zamana kadar birleşik olan Yakınçağ Tarihi ile Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ayrı birer anabilim dalı haline getirilince Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı'na geçti.

Eylül 1991-Şubat 1992 tarihleri arasında yabancı dil bilgisini geliştirmek, arşiv ve kütüphanelerde çalışmak amacıyla İngiltere (Londra)'ye gitti. 24 Aralık 1993'te, 1853-1856 Kırım Savaşı'nda Kafkas Cephesi adlı tezini vererek Yakınçağ Tarihi Doktoru unvanını aldı. Beş yıl Araştırma Görevlisi Dr. Olarak İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı'nda çalıştı.26 Nisan 1999'da aynı bölüm ve Anabilim dalında Yardımcı Doçent kadrosuna atandı. 18 Ekim 1999'da Atatürk Araştırma Merkezi Haberleşme Üyeliğine seçildi. 26 Kasım 1999 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Doçenti unvanını aldı. 14 Mayıs 2001 tarihinde de Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı Doçentlik kadrosuna atandı. Doç. Dr. Mustafa Budak 2004 yılından itibaren T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

18/02/2014
16824 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

Ordu Cad. No. 196, 34459 Laleli / İstanbul

Tel: 0 (212) 440 00 00