Tarihçe ve Hedefler

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ GÜNEYDOĞU AVRUPA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

TARİHÇE VE HEDEFLER Tarihin en eski çağlarından beri Avrupa kıtasını ve bir kısım Doğu Akdeniz ülkesini Asya ülkelerine bağlayan kara yolları bakımından Trakya önemli bir rol oynamaktadır. Trakya´nın Anadolu, Yunanistan ve Balkan yarımadası arasında ve bunları birbirine bağlayan geçiş yolları üzerinde bir kara parçası olması da ayrı bir önem taşımaktadır.

Orta ve Doğu Avrupa ile Anadolu ve Ortadoğu arasındaki kültür ilişkilerinin ve tarihi bağlarının açıklanması ara bölgeyi oluşturan Trakya´daki bilimsel araştırmaların geliştirilmesini gerektirmektedir. Günümüze kadar bütün tarih boyunca Avrupa´dan Anadolu ve Ön Asya´ya ve Ön Asya ve Anadolu´dan Avrupa´ya giden göç dalgaları Trakya üzerinden akmıştır. Çeşitli kültürlerin, dillerin ve dinlerin taşıyıcısı olan insan toplulukları bu geçiş ve duraklama bölgesi rolünü oynamış bulunan Trakya´da eserler ve izler bırakmışlardır.

İşte bu nedenlerle Trakya´da yapılacak arkeolojik ve tarihi araştırmalar siyasi, ekonomi ve kültür tarihi açılarından büyük önem taşımaktadır. Çünkü Trakya bir taraftan Ön asya ile Avrupa ve Akdeniz, diger taraftan Ege dünyasıyla Karadeniz bölgesi arasında her bakımdan bir köprü vazifesini görmüştür ve görmektedir.

Edirne ise Meriç doğal su yolunun Trakya havzasına açıldığı yerde üç nehrin, Tunca, Arda ve Meriç´in birbirleriyle birleştigi ve çeşitli yönlerden gelen yolların kavşağında yerleşme ve savunmaya uygun bir noktada kurulmuştur. Edirne bölgesi insanlığın en eski devirlerinden günümüze değin aralıksız iskan edilen bir yerdir. Hatta insan yaşamının ortaya çıkması öncesi üçüncü jeolojik zamana ait büyük hayvan fosilleri Edirne civarında bulunmuş olup bugün Edirne Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Bu durum son yıllarda kısıtlı araştırmalar sayesinde açıklığa kavuşmuştur. Edirne bölgesinde pek çok dolmenden başka höyükler, yüzlerce tümülüs ve diğer arkeolojik eserler vardır. Fakat bunların sadece Lalapaşa ilçe merkezinde bulunanları ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Yüzyıllar boyunca önemli yolların kavşağında bir kale şehri olan Edirne ve çevresindeki araştırmalar sınırlı kalmıstır. Edirne´nin kuruluşu, eski ve ortaçağlarda oynadıgı rol başlı başına üzerlerinde çalışılması gereken konulardır.

14. yy. da Türklerin Anadolu´dan Gelibolu yarımadasına geçerek ilk defa Avrupa toprağına basmalarndan sonra fethedilen Edirne kısa zamanda bir Türk şehri haline gelmiştir. Böylece Edirne şehrin diğer bütün geçmiş devirlerinden farklı bir döneme girmiştir. Edirne, Balkan yarımadasında hızla yayılan Osmanlı imparatorluğunun başkenti oldu ve Türk sanat ve mimarlığının ölmez eserleri ile süslendi. 1453´te İstanbul´un alınması ile imparatorluk başkenti konumunu kaybetti ama padisahların Edirne´ye olan ilgileri devam etti. Beyazıt külliyesi ve Selimiye camii gibi dünya mimarlık tarihinin şaheserleri bunun en açık belgeleridir.

18. yy. a kadar Edirne, Osmanlı imparatorluğunun en önemli askeri, ekonomik ve kültürel merkezlerinden birisi olmuştur. 19. yy. da ve 20. yy. başlarında işgal ve felaketler yaşamıştır. Parlak dönemler ve büyük yıkımlar yaşayan Edirne görkemli anıtları, zengin tarihi belgeler ve etnografik eserler ile doludur. Edirne sarayının geliştirdiği Osmanlı-Türk kültürü ve Edirne´ye özgü bazı sanat üslupları çok büyük önem taşır.

Edirne, Türkiye Cumhuriyetinin Avrupa kıtasında en büyük hudut şehri ve Avrupa´ya açılan en önemli karayolu gümrük kapısıdır. Balkanlarla olan tarihi bağlarımız ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi bakımından Edirne Trakya´daki en büyük kültür merkezimiz olup bu bağlamda Trakya’da kültür turizminin en yoğun uygulanabileceği şehrimizdir.

Tüm bu hususları göz önüne alan İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi 1966 yılında Edirne´de “Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsünü” kurmuştur. 1969 yılında bugün Edirne Orduevinin bulunduğu yerdeki eski bir okul binasında faaliyetlerine başlayan enstitüde, Türkiye ve Balkanlar konularında çok sayıda bilimsel toplantı düzenlenmiştir. Merkezin etkinliklerinden biri de 1971 yılından beri önce Prof. Dr. Afif Erzen ve onun emekliye ayrılmasından sonra Prof. Dr. Sait Başaran tarafından yapılmakta olan Enez kazılarıdır. Bu kazılarda bulunan taşınabilir kültür varlıkları Edirne müzesinde sergilenmektedir.

İstanbul Üniversitesi, Güneydoğu Avrupa Arastırmaları Enstitüsü 1982 yılında Selimiye camiinin arkasında, Edirne Arkeoloji müzesinin yanında bulunan yeni binasına taşınmıştır. Bu bina tam donanımlı çağdaş bir araştırma merkezi olarak planlanmış ve o dönem için öngörülebilen tüm bilimsel gereksinimleri karşılayacak şekilde inşa edilmiştir. Balkan ülkeleri ile Macaristan, Avusturya, Almanya, Fransa, İngiltere, Polonya ve Rusya gibi ülkelerin bilim akademilerine bağlı olan Güneydoğu Avrupa, Doğu Avrupa ya da Balkan araştırma merkezleri vardır. Bu araştırma merkezleri kongreler düzenledikleri gibi kendi aralarında yıllık toplantılar düzenleyerek işbirliği olanaklarını araştırmaktadırlar. Böylece ülkeler arasında bilimsel temellere dayanan ortak bir kültürel çalışma ortamı oluşmaktadır.

Münih´te bulunan Güneydoğu Avrupa Araştırma Merkezi 100´ün üzerinde monografi yayınlamıştır. Hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde yüz yıla yakın bir zamandan beri kurulmuş olan bu merkezler Balkanların tarih içindeki gelişiminin araştırılmasında önemli rol oynamaktadır.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Mensuplarının Güneydoğu Trakya’da yaptığı arkeoloji ve eski çağ tarihi çalışmaları: İstanbul Üniversitesi´nin Edirne´de 49 yıl önce kurmuş olduğu Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi hem komşu Balkan ülkeleri ile bilimsel alanda işbirliğinin geliştirilmesi ve hem de Edirne´de yaklasık 20 yıl önce kurulmuş olan Trakya Üniversitesi ile ortak projeler yaparak Trakya bölgemizin kültür tarihinin incelenmesine önemli katkılar sağlayabilecek durumdadır. İstanbul Üniversitesi 1936 yılında ulu önder Atatürk´ün teşvikleriyle Trakya´da eskiçağ tarihi araştırmalarına başlamış ve İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Klasik Arkeoloji Bölümünde görev alan ilk öğretim üyesi olan Arif Müfid Mansel tarafından Kırklareli-Vize tümülüslerinin incelemelerine ve kazılarına başlanmıştır. Yaklaşık 80 yıldır Trakya bölgesinde çalışan İstanbul Üniversitesi´nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Trakya´da yaptığı en önemli etkinlik İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Afif Erzen tarafından 1971 yılında başlatılan Enez arkeolojik kazılarının yanısıra İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Prehistorya bölümünden Prof. Dr. Mehmet Özdoğan 1980 yılında Trakya´da, Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale, Edirne ve Kırklareli illerinde yaptığı yüzey araştırmaları ile Kırklareli Aşağıpınar ve Kanlıgeçit mevkilerinde yaptığı kazılarla Doğu Trakya´nın Balkanlar ile Anadolu arasındaki kültürlerarası iletişim işlevini vurgulayan önemli buluntuları gün ışığına çıkarmaya halen devam etmektedir. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, Edebiyat Fakültesi Dekanlığına bağlı, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin Edirne ve çevresi ile tüm Güneydoğu Trakya bölgesi ve tüm Makedonya bölgesi, Balkan yarımadasının tamamı, Kuzey Ege, Marmara Denizi çevresinde yapılan ve tüm tarihi dönemleri kapsayan tarih, sanat tarihi, tıp tarihi, arkeoloji, coğrafya, sosyoloji, dilbilim, halkbilim, folklor, edebiyat, müzecilik güzel sanatlar, zooloji, botanic, jeoloji ve jeomorfoloji alanlarındaki çalışmalar hakkında sempozyum kongre, seminer ve çalıştay düzenlenmesi ve yayınlar yapılarak bu konulardaki etkinlikleri ve yeni yorumları ve değerlendirmeleriyle tanıtılmaları öngörülmektedir. Ayrıca bu konularda yapılan araştırmalar ile bağlantılı olarak belli bir süre kamuoyuna açık kalacak sergiler düzenlenmesi düşünülmektedir. Merkezin söz konusu alanlarda hizmet verebilmesi için ayrıca adları geçen tüm bilim alanlarında temel başvuru kitaplarını ve dergileri bünyesinde bulunduran bir kütüphane oluşturulması ve geliştirilmesi planlanmaktadır. Bunların ötesinde merkez öncelikle Osmanlı devletinin üçüncü başkenti olan Edirne’nin incelenmesini hedefleyen projeleri hayata geçirmeyi öngörmektedir. Bu bağlamda başkent Edirne ile 1453’ten itibaren Osmanlı başkenti olan İstanbul arasındaki yolun tarih boyunca sefer ve tören yolu olarak kullanılmasının çağlar boyu geçirdiği aşamalar konunun uzmanı bilim insanlarınca incelenecektir. Edirne’nin kara ve su yollarının kavşağında kurulmuş olması dolayısıyla bulunduğu jeostratejik konumu bu çalışmaların önemli bir bölümünü teşkil edecektir.

Öte yandan Bulgaristan, Makedonya ve Romanya’da bulunan İlimler Akademilerinin Doğu Avrupa, Balkanlar ve Güneydoğu Avrupa ile ilgili komisyonlarıyla her alanda ortak araştırma projeleri yapmayı öngörmektedir.

Ayrıca Gelibolu yarımadasında yapılmış olan kara ve deniz savaşlarının yüzüncü yılı olan 2015 yılında Birinci Dünya Savaşı sırasında Güneydoğu Trakya’nın rolünü inceleyen uluslararası toplantılar yapılması planlanmaktadır.

Türkiye Trakya’sının eskiçağ dönemi halkı olarak bilinen ve bölgeye adını veren Trak kabilelerinin yerel kültürü ve yaşam biçimleri ve Trakya çevresindeki diğer halklar ve devletlerle olan ilişkileri hakkında daha ayrıntılı bilgi edinilmesi amaçlanmaktadır. Bu konuda halen yapılmakta olan doktora tezleri ile Trak kültürünün incelenmesinde Üniversitemizin 1936’dan beri oluşturduğu 80 yıllık Trak ve Trakya çalışmaları geleneğinin sürdürülmesi hedeflenmektedir.

Güneydoğu Trakya Bölgesinde bulunan via Egnatia (İpsala-İstanbul arası) ve via militaris Edirne – İstanbul arası) isimlerindeki iki önemli ulaşım yolu üzerindeki yol istasyonları ve şehirlerin birbirleriyle ilişkileri ve tarih içindeki yükselme ve duraklama süreçleri ile bölgenin eski ve orta çağ ticaret hayatında oynadıkları rol merkezin araştırma projelerindendir. Merkezin yayın kurulu tarafından hazırlanan hakemli Güneydoğu Avrupa Araştırmaları dergisinin 20 (2011) ve 21 (2012) sayılarının basımları tamamlanmıştır. Dergi elektronik ortamda da İstanbul Üniversitesi Web sayfasında dergiler bölümünde izlenebilmektedir. Prof. Dr. Mustafa H. Sayar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi Müdürü ve Eskiçağ Tarihi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Vezneciler 34459 İSTANBUL