SİDE KAZISI (1947-1967, 1974-1983)

Antik Pamphylia Bölgesi’nde, Antalya’nın 80 km. doğusunda, antik Pamphylia Bölgesi’nde bulunan ünlü liman kenti Side, antik coğrafyacı Strabon (14, 667) tarafından, Batı Anadolu kentlerinden Kyme’nin kolonisi olarak anılır. Kentin kuruluş tarihi genelde M.Ö. 7. yüzyıl olarak kabul edilir. Ancak “Side” adı Eski Yunanca olmayıp, eski bir Anadolu dilinden gelmektedir. Böylece, kentin Yunan kolonizasyonundan önce de var olduğu anlaşılır. Side’de bulunmuş Yunanca-Sidece çift dilli yazıtlar ve M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Side sikkeleri üzerindeki lejandlar kent halkının, kendilerine özgü bir dil kullandığını gösterir. Kente gelen Yunan topluluklar kendi dil ve yazılarına sahip yerli halkla karşılaşıp, kaynaşmış olmalıydılar. Side, M.Ö. 6. yüzyılda, bütün Pamphylia gibi, önce Lydia Krallığı’nın, ardından Persler’in ve M.Ö. 334’de Makedonia Kralı Büyük İskender’in, onun ölümünden sonra Ptolemaios Krallığı’nın , M.Ö. 218’den sonra da Seleukos Krallığı’nın egemenliğine girmiştir. M.Ö. 188’de Pamphylia Pergamon krallığına verildiğinde, bölgenin doğusuyla birlikte Side de bağımsız kalmıştır. Kent bu dönemde, sahip olduğu limanı, ticaret ve savaş filosu sayesinde, Doğu Akdeniz ticaretinden büyük pay alarak zenginleşmiştir. Bu zenginlik Side’nin, bölgenin bilim ve kültür merkezi olmasını da sağlamıştır. Kent en sonunda, Lycia et Pamphylia Eyaleti’nin bir kenti olarak Roma’ya bağlanmıştır. M.S. 2.-3. yüzyıllarda en parlak dönemlerini yaşayan Side, Roma Barışı (Pax Romana)’nın getirdiği refahtan dolayı, bugün hala görülebilen anıtsal yapılarla süslenmiştir. M.S. 4. yüzyıldan itibaren kent fakirleşerek, zayıflamaya başlamış, M.S. 5.-6. yüzyıllarda ise “metropolis” kimliği kazanmış, Doğu Pamphylia Metropolitliği’nin merkezi olmuştur. Böylece kent, son ve parlak parlak dönemini yaşamıştır. Side, muhtemelen M.S. 9.-10. yüzyıllarda Araplar’ın Doğu Akdeniz akınları ile önemini tamamen kabetmiş ve yıkılmış olmalıdır. Side’de kazı çalışmaları, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı’nın kurucusu ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antalya Bölgesi Arkeoloji Araştırmaları Merkezi’nin ilk müdürü Ord. Prof. Dr. Arif Müfid MANSEL tarafından, 1947 yılında başlamış ve 1967 yılına kadar devam etmiştir. 1974-1983 yıllarında ise, Uluslar arası Side Dostları’nın sağladığı olanakla Prof. Dr. Jale İnan başkanlığında Apollon Tapınağı’nın onarımı ile çalışmalara yeniden başlanmış ve tapınağın bir kısmı ayağa kaldırılmıştır.  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antalya Bölgesi Arkeoloji Araştırmaları Merkezi’nin çalışmalarını Perge’de odaklamasından sonra, Side tiyatrosunda 1983-2008 yılları arasında Arkeolog-Mimar Dr. Ülkü İzmirligil başkanlığında onarım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 2009 yılından itibaren ise, Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin S. Alanyalı başkanlığında bir ekip ticari agora ve tiyatroda çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca kentte, Belediye ve özel şirketlerin finanse ettiği Büyük Nymphaeum’un restorasyonuna devam etmektedir. Ord. Prof. Dr. A. M. MANSEL başkanlığındaki kazılarla kentin Büyük Kapısı, anıtsal çeşme, tapınaklar, tiyatro, üç hamam yapısı, devlet agorası, iki büyük konut ve iki adet anıtsal mausoleum da kapsayan mezar yapıları ortaya çıkarılmıştır. Kent merkezindeki tiyatro, Anadolu’daki en büyük tiyatrolardan biri olup, Roma mimarisinin özelliklerini sergiler. Tiyatronun hemen yanındaki ticari agora, tiyatro ile ilişkili planlanmıştır. Dionysos Tapınağı ise, tiyatronun hemen yanında, Sütunlu Cadde üzerindedir. Ticari Agoradan bir yol ile “M Binası”na (Devlet Agorası) ulaşılır. Bu mekanın doğusundaki salon, mimarisi ve heykelleri ile İmparator Kültü ile alakalı olmalıdır. Kentin üç hamamından biri konumu dolayısıyla  Liman Hamamı olarak adlandırılmıştır. M.S. 2. Yüzyılda inşa edildiği anlaşılır. M.S. 4. yüzyıla tarihlenen Büyük Hamam ve agoranın karşısındaki, 1962 yılında onarılıp, Side Müzesi’ne ev sahipliği yapan üçüncü hamam, Geç Roma Dönemi’nin seçkin mimari örneklerindendir. Kentin metropolis olduğu, M.S. 5.-6. yüzyıllardan kalma en önemli yapı, kentin doğusundaki üç nefli basilikadır. Bu yapı, Piskoposluk Sarayı olmalıdır. Surların dışında kentin nekropolisi bulunmaktadır. Batı Nekropolisi’nde yer alan tapınak tipli anıtsal mezar yapısı Batı Mausoleum, M.S. 3. yüzyıla tarihlenmektedir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antalya Bölgesi Arkeoloji Araştırmaları Merkezi tarafından 1947’den itibaren yapılan çalışmalarla kentin çok önemli binaları bilimsel yöntemlerle açığa çıkarılmakla kalmamış, Vespasianus Çeşmesi, “M Binası” Orta Salonu, Müze Hamamı, Üç Havuzlu Çeşme ve  son Apollon Tapınağı örnek restorasyonlarla ayağa kaldırılmıştır. 
04/12/2012
2396 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

Ordu Cad. No. 196, 34459 Laleli / İstanbul

Tel: 0 (212) 440 00 00