Nadir Eserler Kitaplığı

     İstanbul Üniversitesi’nin özünü teşkil eden Darülfünun’un Tıp ve Hukuk’tan sonra eski fakültelerinden olan Edebiyat Fakültesi’nin oldukça zengin sayılabilecek bir kütüphanesi vardı. Rahmetli Fehmi Ethem Karatay(1888-1968), Sanayi-i Nefise Mektebi’nde mimarlık tahsili yaparken, Birinci Dünya Savaşına katılmış, İngilizlere esir düşmüş, Hindistan’da esir kampından 1920 yılında dönerek üç yıl kadar Nişantaşı Sultanisi’nde Fransızca öğretmenliği yaptıktan sonra 1924’te, o sırada perişan bir halde olan Edebiyat Fakültesini düzenlemekle görevlendirilmiştir.

      Edebiyat Fakültesi’nin ana bölümleri Tarih, Coğrafya, Türk Dili-Edebiyatı idi. Bu bölümler ayrı birimler durumuna geçince, Fakülte kütüphanesi de bu üçü arasında dağıldı. 1933’ten sonra Edebiyat Fakültesi bölümleri çoğaldı ve bunların her birinin “Seminer Kütüphanesi” adı altında kendi kütüphaneleri oluştu. Bu durum böylece sürüp giderken, yeni kurulan bölümler de kendi kütüphanelerini yaratmağa çalışıyorlardı.

       Bayezid’de Zeynep Hanım konağında çalışmalarını sürdüren Edebiyat Fakültesi, 1942’de, ahşap olan bu binanın restorasyonuna karar alındığında, işler bitinceye kadar Dolmabahçe Sarayı’nın Veliahd Dairesi’ne (Resim ve Heykel Müzesi olan bina) taşınmıştı. Edebiyat Fakültesi bu taşınma sırasında bütün kitaplarını da Dolmabahçe’ye götürmüştü. Sebebi pek açığa çıkmayan bir yangın, Zeynep Hanım konağını bir gecede yok ederken, henüz kitapları taşınmayan Fen Fakültesi bütün kütüphanesini bu felaket ile kaybetti. Yeni yapılan, Sedat Hakkı Eldem’in eseri, Fen-Edebiyat Fakülteleri’nde, Edebiyat Fakültesi kısmının projesinde heybetli bir genel kütüphane mekanı da yer almıştı. İki fakültenin duvarlar ve demir kapılarla ayrılmalarına gerek duyulacağı henüz o sıralarda akla bile gelmediğinden, iki fakülte arasındaki blokun üçüncü ve dördüncü katlarda yarısını kaplayan bu mekan, fen Fakültesi tarafındaki ucundan, şimdi o blokta kalan bir hole açılıyordu. Büyük pencerelerinden henüz büyük bloklarla kapanmayan İstanbul’a manzarası olan bu güzel mekanın, Edebiyat Fakültesi büyük kütüphanesinin lobisi olması düşünülmüştü. Bu proje hiçbir zaman gerçekleşmedi ve bu hole açılan kapı bir duvar örülmek suretiyle kapatıldı, kütüphanenin lobisi Fen Fakültesi’nde kaldı.

       Edebiyat Fakültesi, Veliaht Dairesi’nden sonra geçmiş olduğu Sultan Abdülmecid’in kızlarından birinin Sahilsarayını, İstanbul Merkez Komutanlığı’ndan devralmış ve her bakımdan bir harabe haline getirilmiş olan bu binayı 1943-1950 yıllarında temizlemiş, mimarisi ve iç süslemesine en ufak zarar vermeksizin restore etmişti. Bölümlerin kütüphaneleri de bu Sahilsarayın odalarına ve bodrumundaki mekanlara sığdırılmıştı. 1950’de henüz tamamlanmayan yeni binaya taşınıldığında birçok bölümlerin kütüphanelerine yer yoktu. Ayrıca kitapları koyacak raflar ve dolaplar da henüz yapılmamıştı. Büyük sıkıntılardan sonra bölüm kütüphanelerinin her birine birer yer sağlandı ve dolaplar yaptırılmak suretiyle kitaplar koruma altına alındılar.

       Vezneciler tarafındaki blok (Dekanlık bloku), 1950’lerde, bu binaya taşınıldığında henüz beton karkas halinde idi. Bir kaç yıl sonra tamamlandığında Fakülte Genel Kütüphanesi de heybetli mimarisi ile ortaya çıkmıştı. Ancak buraya ne konulacağı bilinmiyordu. Çünkü Edebiyat Fakültesi’nin bir genel kütüphanesi yoktu. Buna karşılık Seminer Kütüphaneleri gittikçe zenginleşiyor ve hatta bazen aynı eser veya dizi ayrı ayrı bu kütüphaneler tarafından satın alınıyordu. Böylece bu büyük mekan yıllarca kullanılmadan boş olarak durdu, zaman zaman içine bazı eşyalar depolandı ve içi bölünerek odalar, ders ve seminer yerleri yapılması dahi teklif edildi. Fakültede, depolarda ve mahzenlerde yıllardır duran sandıklar açıldığında içlerinde hazine değerinde kitapların bulunduğu görüldü. En önemli kitaplar, Ruşen Eşref Ünaydın, Eski Moskova elçisi Hüseyin Ragıp Baydur ve Muammer Eroğlu’ndan gelen kitaplardı. Bu sırada bu Fakülte Kütüphanesinin idaresi ile görevlendirilen, sonraları Kütüphanecilik Bölümü’nde Profesör olan Jale Baysal, bu kitapların ayıklanıp raflara konulması işini büyük bir gayretle üstlenmişti. Prof. Dr. Jale Baysal, 1963-1973 yılları arasında Kütüphane Müdürü olarak hizmet vermiştir.

       Prof. Dr. Macit Gökberk başkanlığındaki bir komisyon kurulmuştu. Her ay toplanan bu komisyon, yıl için bir ödenek teklif ediyor ve alınacak kitaplar ile yapılacak işleri tespit ediyordu.

       Komisyon, Kütüphanenin düzenlenmesini yoluna koymak ve kurulacak Kütüphanecilik bölümünü hazırlamak düşüncesiyle, Ankara’da Milli Kütüphane’yi de evvelce kurmuş olan Adnan Ötüken’in misafir öğretim üyesi olarak İstanbul’a gelerek bir kurs yapmasını uygun görmüştü. Ötüken 1963-65 yılları arasında bir süre gelerek, kütüphanenin yeni elemanlarına yardımcı oldu. 1963 yılında bir kütüphanecilik bölümü kurulması uygun görülmüş ve İstanbul Üniversitesi Senatosu bu kararı 11 Temmuz 1963’te onaylamıştı. Köln Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. R. Juchhoff  (1894-1968), Edebiyat Fakültesi’ne davet edilmesi üzerine, 31 Ağustos 1964’te işe başlayarak bir taraftan eğitim ve öğretim işlerini üstlenirken, bir taraftan da Fakülte Kütüphanesinin kuruluş çalışmalarına öncülük etmiştir. Prof. Dr. R. Juchhoff ‘un Edebiyat çerçevesi içinde bir Kütüphanecilik bölümü kurması, bunu bir bilim dalı olarak geliştirmesi ve bu dalda hayli elemanın yetişmesini sağlaması azımsanmayacak bir hizmettir.

03/03/2012
17960 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Ordu Cad. No: 6, 34459 Laleli / İstanbul
Tel: 0 (212) 455 57 00